Mavi Kumpanya, Davetsiz Misafirler’le Bahçelievler’e konuk oluyor…

Mavi Mumpanya yapımlarından Davetsiz Misafirler oyunu, Bahçelievler Nurettin Topçu Kültür Merkezi’nde seyircilerle buluşuyor.
Volkan Taha Şeker’in yazıp Ece Şeker’in yönettiği oyunun başrollerini Gürcan Ali Gül ve İlknur Koçak paylaşıyor. Eyyüp Fındık, Tuna Koçyiğit, Recep Günay ve Esma Yavuz’un rol aldığı oyun, seyirciler tarafından büyük beğeniyle karşılanıyor.
Oyunun Konusu
Evlilik oranları günümüzde hızla azalmakta, bunun yanı sıra boşanma olayları da günden güne artmaktadır. Türk aile yapısı çerçevesinde kurulan yuvalar ise, sağlam temeller üzerinde durmaktadır. Oyun, asırlardan bu yana gelen Anadolu-Türk kültürünün önemini anlatır, aile yapısının kutsallığını gözler önüne serer. Yeni nesillerin öz kültürümüzü tanıması sağlanır.
Neriman hanım, seneler önce eşini kaybetmiştir. iki gözlü evinde kızını iyi ve eğitimli bir evlat olarak yetiştirmiştir. Ancak kızı Bekir Kaftan, ilerlemiş yaşına rağmen eve gelen taliplerine türlü oyunlar oynayarak kaçırmakta, böylece evlenmeyi reddetmektedir.Annesinin “mürüvvetini görmek istiyorum” sözü üstüne kızı Bekir, yeni bir oyun oynayacaktır. Mahallede en yakın arkadaşı olan Bartu’yu, evlenmek istediği insan olarak annesiyle tanıştıracaktır. Bartu, özünde çok temiz bir genç olsa da, Neriman Hanım’a oynanacak oyun gereği uçuk kaçık olarak görülür. Neriman için bu defa Neriman hanım, mahalledeki en yakın arkadaşı Dilfüruz Bey’i talipli olarak eve getirir ve kızına ters köşe yapar. Kızı verdiği söz gereği evlenmek zorundadır. Yine de anne kalbi dayanamaz ve kızına saadet yolunu açar. Anne hastadır. son sahneye kadar bunu herkesten gizlemiştir ve ilerlemiş hastalığından dolayı son günlerini yaşar.
Neden sonra anne Neriman Hanım vefat eder. Annesinin hayattaki en büyük arzusu olan mürüvvetini görmesi gerçekleşememiştir…
Oyun, cefakar ve dünyanın yükünü sırtlayan kadınlarımızı anlatır ve farkındalık yaratır.
Saat 20:00’de başlayacak oyunun, ücretsiz olarak sahneleneceği öğrenildi

Süreyya Küçük hayatını kaybetti…

Sinema ve dizi oyuncusu Süreyya Küçük yaşamını yitirdi. Sanatçı Onur Akay, geçtiğimiz sene Ağustos ayında 3 ayrı kanserle savaştığını duyurduğu Küçük’ün vefat ettiğini duyurdu.
Hastalıkla savaşırken usta oyuncunun 32 kilo verdiğini belirten Akay şu açıklamayı yaptı: “Geçtiğimiz sene Ağustos ayında kemik, beyin ve göğüs kanseri ile savaştığını duyurduğum sinema ve dizi oyuncusu usta tiyatrocu Süreyya Küçük’ü maalesef bugün saat 14.00’de kaybettik. 4 gündür yoğun bakımda olan 57 yaşındaki oyuncumuz, yaklaşık 1 ay önce beni aramıştı ve tedavisiyle ilgili maddi sıkıntılar yaşadığını söylemiş, ‘Tiyatro salonlarını ücretsiz verirlerse ben de oyunumu oynar ve tedavim için gerekli parayı kazanırım’ demişti…

Sanatçılar İsyanda…

Dünya Tiyatrolar Günü’nde Roza Sanat Genel Sanat Yönetmeni Bayram Gündoğdu’nun haklı isyanı alkış topladı. Gündoğdu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Evet Ajans’ın sanatçıları ciddiye almadığı ve mağdur ettiğini belirtti.
Evet Ajans’ın konuyla ilgili yapacağı açıklama merak konusu… (Sahnerengi Haber)

Dünya Tiyatrolar Günü Nedir?

Dünyada ve ülkemizde 27 Mart, Dünya *Tiyatrolar Günü* olarak kutlanmaktadır. 1948 yılında kurulan Uluslararası Tiyatro Enstitüsü, 1961 yılında aldığı bir kararla bu tarihte tüm dünyanın dikkatlerini tiyatroya çekmek istemiştir. 27 Martlar, bu enstitüye üye ülkelerin sanatçıları tarafından tiyatronun gündeme taşıma zamanlarıdır. Halkın tiyatroyu sevmesi ve tiyatro izleyicisinin artması için o gece tiyatrolar ücretsiz olarak oyun sahneler.
Tiyatro sanatı, insanı insana insanla anlatma çabası olarak tanımlanır. Bu sanatın doğuşu eski zamanlara dayanmaktadır. Özellikle kent yaşantısının arttığı çağımızda da iyice yaygınlaşmıştır. Televizyonun evlerimize kurulup tüm vakitlerimizi işgal etmesinden sonra tiyatrolara ilgi biraz azalmıştır. Ancak birçok eleştirmenin de yinelediği gibi çok yakın bir zamanda insanlar tiyatroyu tekrar keşfedecektir. Çünkü tiyatro, hayattan alınmış bir kesittir. Yaşamın canlı bir parçasıdır. Seyirci olarak katıldığımız bu sanat etkinliğinin bir süre sonra bizi kuşattığını ve oyunun bir parçası haline getirdiğine tanık oluruz. Çünkü karşımızdaki sanatçılar, dekor, kostüm, sesler içinde yaşadığımız hayat kadar gerçektir, sıcaktır; elimizi uzatsak bu sihirli dünyanın içine girmiş oluruz. *Dünya Tiyatrolar Günü*, insanın kendiyle temas ettiği bu sanat dalını insanlara unutturmamak adına gayret etmek anlamına gelir.
Gücünü edebiyattan alan tiyatro, oyunlarda kullanılan seslerden dolayı müzikle, sahne tasarımlarından ötürü de görsel sanatlarla iç içedir. Yetenek ve eğitimle beslenen tiyatro oyuncusu sahnede, bütün imkanları kullanarak gerçeklerden ve hayattan örülü bir yapıyı gözler önüne sermeye çalışır. Oyuncular; dili kullanışlarıyla, hal ve tavırlarıyla, üsluplarıyla seyirciler için bir örnek oluşturmaya çalışırlar.
Ülkemizde bugünkü anlamda tiyatronun tarihi çok eskilere dayanmaz. Bin sekiz yüzlü yıllarda saray çevresindeki aydınların ilgilendiği ayrıcalıklı bir sanat dalıdır. Ancak Şinasi, Namık Kemal gibi yazarlarımız ortaya koydukları eserlerle tiyatroyu halkla buluşturmaya çalışmıştır. Özellikle Namık Kemal, yazdığı Vatan Yahut Silistre adlı oyunuyla halkın o dönemki duygularını ve düşünceleri sahnede o kadar gerçekçi ifade etmiştir ki oyun bittikten sonra izleyiciler sokaklara dökülmüştür.
Cumhuriyet Dönemi’ne gelindiğinde Muhsin Ertuğrul, Mustafa Kemal Atatürk’ün de desteğiyle tiyatroyu geniş halk kitlelerinin benimseyeceği bir yapıya ve içeriğe kavuşturmuştur.
Türk seyircisinin tiyatroyu benimsemesinde geleneksek gösterilerimizin de payı vardır. Tiyatronun batılı bir tür olarak dünyaya yayılmasından önce ülkemizde Karagöz-Hacivat gösterileri, Ortaoyunu, Meddahlık insanların ilgiyle takip ettiği sanatsal etkinliklerdir .
Tiyatrocular, konservatuarlarda eğitim görürler. Üniversite düzeyinde eğitim veren konservatuarlar olduğu gibi güzel sanatlar liseleri de tiyatro sanatıyla ilgilenen yetenekli gençlerimize hizmet etmektedir.
Tiyatronun komedi, trajedi, dram olarak üç türü vardır. Bu alanlarda sergilenen oyunlarla hayatın gerçekleri, acılar, sevinçler, tarihteki olaylar, geleceğe ilişkin ön görüler insanlara içten bir üslupla sunulur. Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır.
Yaşantımızın bir yerlerinde sanatı ağırlamak istiyorsak tiyatroya seyirci kalmamalı, tiyatro seyircisi olmalıyız.

Yılmaz Erdoğan sanat köyü kurdu

Yılmaz Erdoğan 12 yıl önce bir sabah kalkıp “Artık eski kafayı değiştirip organik beslenmeye yönelmem gerek” dedi. Bunun için, İstanbul’daki ofisinin 20 metrekarelik bahçesindeki tahtaları söktü. 44 çeşit bitki ekti. Derken küçük bahçesi yetmez oldu. 2014’te Hollywood yıldızı Russell Crowe ile Fethiye’de ‘Son Umut’u çekerken bir köylü yaklaşıp şöyle dedi: “Köyceğiz’de bir at çiftliği var, bir bakın” Yılmaz Erdoğan, Döğüşbelen Köyü’ndeki 120 dönümlük araziyi görünce pazarlık yapmadan aldı.
*Sanat Köyü Kurdu*
Yılmaz Erdoğan ağaçlarla dolu arazide kendisine önce bir ev yaptırdı. Çiftliğe şifalı bitkiler, zeytin ağaçları, meyve-sebze ekti. Bu sayede market alışverişini bile kesti. Derken 2016’da işleri büyüttü. Arazinin bir bölümünü ‘sanat köyü’ haline getirdi. Film stüdyosu, ekibinin kalacağı pansiyon, senaryolarını yazdığı iki katlı çardak, futbol sahası yaptı. Yılmaz Erdoğan’ın 2,5 yıldır yaşadığı köyde bugüne kadar ‘Ekşi Elmalar, ‘Tatlım Tatlım’, ‘Kolonya Cumhuriyeti’ ve ‘Deliha 2’ çekildi.

Susam Sokağı Ataşehir’de

Mavi Kumpanya prodüksiyonlarından Susam Sokağı, bugün İstanbul’da, Ataşehirli sanatseverlerle buluşacak. Mustafa Saffet Kültür Merkezi’ndeki etkinlik saat 13:00’te başlayacak.
Bir zamanlar TRT’nin klasikleri arasında yer alan Sesam Street orijinal adıyla Susam Sokağı’nın tiyatro uyarlaması, 120. kez seyirciyle buluşacak.
Volkan Taha Şeker’in yazıp yönettiği oyunun başrollerini Gürcan Ali Gül, Cemil Aydın ve Gizem Genç paylaşıyor. Cengiz Hamamcı, Recep Günay, Atilla Gönültaş ve Serkan Arslan’ın canlandırmalarıyla Edi, Büdü, Kırpık, Minik Kuş, Zeki Kurbağa ve Kurabiye Canavar’lı Susam Sokağı seyircilerden tam not alıyor.
Oyun Neyi anlatıyor?
Kardeşliğin ve sevginin sokağı olan Susam Sokağı’nda bu defa istenmeyen bir olay yaşanır. Kırpık’ın, Minik Kuş’a emanet ettiği balonu kaybolur. Edi ve Büdü de üzerlerine düşen görevi yaparak balonu aramaya koyulurlar. Ancak beklenmedik şekilde Kurabiye Canavarı ortaya çıkar ve balonu, kurabiye sanıp yemek ister. İşler karışır… Tahsin Usta üzerine düşeni yaparak balonu bulabilecek mi? Seyircilerimizin yardımı olmadan biraz zor görünüyor.
Oyunda emanet kültürü işlenmektedir.
Susam Sokağı Nisan’da Bursa, Kırşehir, Kirklareli, Siirt ve Kocaeli’de sahnelenecek.

Balakoğlu toprağa verildi

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercüment Balakoğlu, Eyüp Sultan Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.
Bir yıldır dil kanseri ile mücadele eden oyuncu Ercüment Balakoğlu, geçtiğimiz gün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Balakoğlu için bugün ikindi vakti Eyüp Sultan Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene Balakoğlu’nun yakınları, arkadaşları, sevenleri ve en son çalıştığı Temaşa Tiyatrosu’nda oyunculuk yapan öğrencileri katıldı. Törende eşi Mukadder Özdemir, oğlu Barış ve kızı Özgür taziyeleri kabul etti.
*”En çok turne yapan oyunculardan biriydi’*
Balakoğlu’nun yıllarca beraber sahne aldığı tiyatrocu arkadaşlarından Sabahat Adalar, “Tiyatroda onun eşini oynadım. Onunla aynı sahneyi paylaşmaktan çok mutluyum. Tiyatro büyük bir ustasını kaybetti. Nur içinde yatsın” derken bir diğer oyuncu arkadaşı Esma Gül Meliktan ise,” Ercüment çok güzel bir insandı. Hayatı çok seven bir insandı.Herkesi çok severdi. Bir arkadaşımızı daha kaybettik”dedi.
Uzun yıllar birlikte çalıştığı Yaşar Ayvacı ise, “Ercüment abi Türk tiyatrosunun en önemli oyuncularından bir tanesi. Türk tiyatrosunda en çok turne yapmış, en çok oyun oynamış oyunculardan bir tanesiydi. Ayrıca kendisi şive, ağız üstadıydı” diye konuştu.
Ercüment Balakoğlu, cenaze namazının ardından Yeni Ayazağa Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Devlet Tiyatroları perde açıyor

DEVLET Tiyatroları, 2017-2018 tiyatro sezonunu 1 Ekim’de açacak.
Devlet Tiyatroları, William Shakespeare’den “Romeo ve Juliet”, John Steinbeck’den “Fareler ve İnsanlar”, Lev Tolstoy’dan “Anna Karenina”, Haldun Taner’den “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”, Turgut Özakman’dan “Bir Şehnaz Oyun” ve Tarık Buğra’dan “Osmancık”ın da aralarında olduğu yerli ve yabancı yaklaşık 160 oyunu 1 Ekim’den itibaren seyircilerle buluşturacak. İlk turda 13’ü yerli 18’i yabancı olmak üzere toplam 31 oyun prömiyer yapacak.
ANKARA’DA 7 YENİ OYUN
Devlet Tiyatrolarının ilk tur repertuarında en fazla yeni oyun Ankara’da sahnelenecek. Ankara Devlet Tiyatrosu 2017-2018 tiyatro sezonuna 7 yeni oyun ile başlayacak. Ankara sahnelerinde seyirciyle buluşacak yeni oyunlar şunlar:
“İkinci Katil”, “Osmancık”, “Şempanzeler”, “Yedi Kocalı Hürmüz”, “Muhteşem Diva”, “İhanet” ve “Anna Karenina”.
İSTANBUL, 5 YENİ OYUNLA SEZONA “MERHABA” DİYECEK
İstanbul Devlet Tiyatrosu yeni sezonda 5 yeni oyunla perde açacak. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Nejat Birecik’in daveti üzerine İstanbul’a gelen Makedonya Ulusal Tiyatrosu Genel Müdürü Dejan Projkovski de William Shakespeare’in “Romeo ve Juliet” adlı oyununu 10 Ekim’de sahneye taşıyacak. Ray Cooney’in yazdığı ve Haldun Dormen’in sahneye koyacağı “Karmakarışık”ın yanı sıra “Bayrak”, “Günün Çorbası” ve “Avrupa” da İstanbul seyircisiyle buluşacak yeni oyunlar arasında bulunuyor.
YURTTA DA YENİ OYUNLAR SAHNELENECEK
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Nejat Birecik’in yönettiği “Öfkeyle Bak Geriye” ve “Sandalım Kıyıya Bağlı” adlı oyunların İzmir’de prömiyerini yapacak olan Devlet Tiyatroları, Bursa’da “Köprüdeki Adam”ı, “Antrikot”u ve “Puntila Ağa ve Uşağı Matti”yi, Adana’da “Fareler ve İnsanlar”ı, Diyarbakır’da “İki Bavul Dolusu”nu, “Savaş Alanı Gibi Kadın”ı ve “Bir Şehnaz Oyun”u, Konya’da “Elmadaki Barış”ı ve “Bit Yeniği”ni, Erzurum’da “Pinokyo”yu ve “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”nı, Van’da “Nikah Kağıdı”nı ve “Zambak Limanı”nı, Sivas’ta “Leyla ile Mecnun”u, Antalya’da “Deli Dumrul”u ve “Riviera”yı ve Trabzon’da “Leblebici Horhor”u seyirciyle buluşturacak.