Fatih Sultan Mehmet’ in orijinal tablosu müzayedede

National Gallery’nin “daimi sergilenen sanat eserleri” arasında yer alan Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in günümüze kadar gelebilmiş üç orijinal portresinden biri olan eser, Londra’da 25 Haziran’da düzenlenecek müzayedede 400- 600 bin sterlin değerinde satışa çıkarılacak.

1453’te İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in, İtalyan ressam Gentile Bellini tarafından 1480 yılında yapılan portresi, İngiltere’nin başkenti Londra’daki dünyaca ünlü müzayede salonu Christie’s’te 25 Haziran’da düzenlenecek müzayedede 400- 600 bin sterlin değerinde satışa çıkarılacak.

Müzayedede, Venedikli Ressam Gentile Bellini’nin atölyesinden çıkan yağlı boya portreyi alıcıların beğenisine sunulacak. Fatih Sultan Mehmet’in yanında başka bir kişi ile resmedilmiş “tek portre” olma özelliği taşıyan eser, müzayedenin en dikkat çeken parçalarında biri olacak.

400- 600 STERLİNE SATIŞA ÇIKACAK
Fatih Sultan Mehmet’in kendi döneminde (1432-1481) yapılmış ve günümüze kadar gelebilmiş üç yağlı boya portresinden biri olan bu tablonun 400 ile 600 bin sterlin değer aralığında satışa çıkması bekleniyor.

SATIŞI COVİD-19 NEDENİYLE İKİ AY ERTELENDİ
Konuyla ilgili Demirören  Ajansı’na konuşan Londra’daki Christie’s müzayede salonunda İslam ve Hindu Sanat Eserleri sorumlusu Sara Plumbly, 25 Haziran’da yapılacak müzayedede satışa çıkacak eser hakkında bilgi verdi. Plumbly, Osmanlı’nın görkemli padişahlarından Fatih’in portresinin, koleksiyonun en önemli parçaları arasında olduğunu belirterek, koronavirüs salgını tedbirlerinden dolayı iki ay önce kapılarını kapattıkları salonun ilk kez bu müzayede ile açılacağını söyledi.

Ünlü Sanatçı Ölü Bulundu

MUĞLA’nın Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesi’nde yaşayana bir çocuk babası 49 yaşındaki Rıfat Koçak, klimasını tamir için evine gelen klima ustası tarafından yatağında silahla vurulmuş halde ölü bulundu.
Daha önceden sözleştikleri gibi öğle saatlerinde Koçak’ın atölyesinin de yer aldığı evine gelen klima ustası, Rıfat Koçak kapıyı açmayınca camdan evinin içerisine baktı.

Koçak’ın hareketsiz şekilde durduğunu gören ustanın durumu ihbar etmesi üzerine 112 ve jandarma ekipleri bölgeye geldi.

İlk değerlendirmelerde intihar ettiği tahmin edilen Koçak’ın daha önce de intihar girişiminde bulunduğu öğrenildi.

Kayıp Picasso tablosu bulundu

Hollanda’nın Rotterdam kentindeki bir müzede sergilenen Pablo Picasso’nun “Harlequin Başı” isimli tablosu ve 6 sanat eseri 6 yıl önce çalınmıştı. Rumen polisi, Picasso’nun 800 bin euro değer biçilen tablosunu, bir ormanda toprağa gömülü olarak bulduğunu duyurdu.

Romanya’da Organize Suçlar Savcılığından yapılan açıklamaya göre, 2012 yılında çalınan yedi tablodan birisi olan “Harlequin Başı”, önümüzdeki birkaç gün içinde analiz edilerek orjinalliği ortaya çıkacak.

Hırsızın annesi yaktığını iddia etmişti

Değerinin 18 milyon euro olduğu tahmin edilen iki Monet, bir Gauguin ve bir Matisse tablosunun sonsuza kaybolduğuna inanılıyordu. O dönemde tabloları çaldığı iddia edilen Radu Dogaru’nun annesi, oğluna karşı suçlamaların düşmesini sağlamak için, kanıtları yok etmek için tabloları yaktığını açıklamıştı. Ancak, Romen kökenli Hollandalı yazar Mira Feticu’ya gönderilen esrarengiz bir mesajda, başyapıtların en azından bir kısmının hala sağlam olduğu iddia edilmişti. Feticu, 10 gün önce verdiği demeçte, “Picasso’dan tablosunun saklandığı yeri belirten talimatları içeren bir mektubu Rumence aldım” açıklamasını yapmıştı.
Zanlının evinin yakınında bulundu

Ünlü tablo, Romanya’nın Tulça şehrinin ormana yolunda, hırsızlıkla suçlanan Dogaru’nun evine yaklaşık 15 km uzaklıkta, karla kaplı bölgenin kazılmasıyla plastikle sarılmış halde bulundu. Hollanda televizyonu NOS’a konuşan Triton Koleksiyonun Eski Küratörü Peter van Beveren, “Tablonun özgünlüğüyle ilgili pek çok şüphe var” açıklamasında bulundu.

Soygunla ilgili Radu Dogaru ve annesi Olga dahil olmak üzere toplam altı kişi, 2014 yılında iki ila altı yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Sigortacılara tazminat olarak 18,1 milyon euro ödeme yapıldı.

7,87 milyon dolarlık resim

Güney Koreli Kim Whan-ki’nin ‘3-II-72 #220’ isimli resmi, açık artırmada 7,87 milyon (38 milyon TL) dolara satıldı.

Seul Müzayede Evi’nin Hong Kong’da düzenlediği açık artırmada, ressam Kim Whan-ki’nin 1972 tarihli, kırmızı noktaları betimleyen soyut eseri, kimliği açıklanmayan bir koleksiyoncu tarafından 7,87 milyon dolara satın alındı.

KORE SANAT ESERİNE VERİLEN REKOR FİYAT

Seul Müzayede Evi, bunun bir Kore sanat eserine verilen rekor fiyat olduğunu açıkladı. Kim Whan-ki’nin mavi noktaların betimlendiği Tranquility 5-Ⅳ-73 #310 isimli eseri de geçen yıl açık artırmada 5,74 milyon dolara satılmıştı.

Mona Lisa Tablosu Naklediliyor…

Frans Kültür Bakanlığı, daha fazla kişi sanatla buluşsun diye Louvre Müzesi’ndeki Mona Lisa tablosunun Fransa turuna çıkmasını planlıyor. Ancak Kültür Bakanı Françoise Nyssen, bu planından vazgeçmek zorunda kalabilir. Çünkü yapılan hesaplamaya göre Leonardo da Vinci’ye ait ünlü tabloyu Paris’teki Louvre Müzesi’nden 204 kilometre uzakta bulunan Louvre-Lens Müzesi’ne taşımak bile 30 ile 35 milyon Euro’ya (145-170 milyon TL) mal olacak.
Hesaplamayı Louvre Müzesi uzmanları yaptı. Hesaplamada, tablonun “sıfır titreşimle” taşınabilmesi için tanesi 3 milyon Euro (14.6 milyon TL) değerindeki özel taşıma ekipmanları kullanılması gerekiyor.
Taşımanın maliyeti de en az 2 milyon Euro (9.8 milyon TL) olacak, çünkü onlarca güvenlik görevlisi istihdam edilmek zorunda kalınacak. Tablonun taşınacağı müzede Mona Lisa’yı nem ve ışıktan koruyacak sergileme ekipmanının kurulması da milyonlarca Euro tutuyor. Ayrıca, tablonun taşınmasının ardından Paris’teki Louvre Müzesi’nin ziyaretçi ve hediyelik eşya kayıplarının da en az 7-8 milyon Euro’yu bulacağının altı çiziliyor.
Her yıl yaklaşık 8 milyon turistin ziyaret ettiği Louvre Müzesi ise Mona Lisa tablosunun Fransa turuna çıkmasına sıcak bakmıyor. Dünya tarihinin en kıymetli resimlerinden biri olan Mona Lisa’nın cari sigorta bedeli 1 milyar doların üzerinde.

Erdoğan’dan AKM’li gönderme

*CUMHURBAŞKANI* Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o ‘Geziciler’. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın patlayın bak yıktık. Ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz” dedi.

*”BİRÇOK DUYGUSALLIĞI DA BERABERİNDE GETİRİYOR”*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle Ayasofya Müzesi’nde düzenlenen “Yeditepe Bienali”nin açılışında konuştu.
Etkinliğin gerçekleştirildiği mekandan dolayı heyecanlı ve duygusal olduğunu dile getiren Erdoğan, “Öyle zannediyorum ki bu muhteşem, muhteşem olduğu kadar mübarek çatının, kubbenin altında konuşmak, hele hele garip asırlardan sonra konuşmak bayağı zor. Birçok duygusallığı da beraberinde getiriyor. Bugün burada böyle bir Yeditepe Bienali’nin yapılmasını gerçekten çok anlamlı buluyorum” diye konuştu. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği, katkısı ve desteği olan tüm kurumlara, sponsorlara ve sanatçılara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi alanında dünyada bir ilk olan, 600 sanatçının 3 bine yakın eserini bünyesinde barındıran Yeditepe Bineali’nin gelenekli sanatlarımızın tanıtımı noktasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Yeditepe Bienali’nin, bu tür organizasyonlarda sıkça tekrarlanan bir yanlışı düzelttiğini görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum. Genelde sergiler ve bienaller kapalı mekanlarda icra ediliyordu. Sanat eserlerini dört duvarın boğuculuğuna hapseden bu anlayış, estetiği öldürmenin yanında, çoğu zaman eserlerin geniş kitlelere ulaşmasına da mani oluyordu. Oysa İstanbul gibi, her köşesi ayrı bir medeniyetin, farklı bir kültürün eserleriyle dokunmuş kadim bir şehrin, bizatihi kendisi sanat galerisidir. Hayatın dadası içinde sakinleri tarafından fark edilmese de bu şehrin, özellikle tarihi yarım adanın tamamı devasa bir açık hava müzesidir” dedi.
*BUNLAR DA BİR TÜRLÜ KÖTÜ HUYLARINDAN VAZGEÇMİYOR”*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi mecrasında bir şeyler yapmaya çalışan ürün veren, topluma yeni eserler kazandıran sanatçılarımız da ötelenmiş dışlanmış adeta ademe mahkum edilmiştir. Bu tepeden inmeci, baskıcı, jakoben anlayışın bugün de bazı sözüm ona sanat çevrelerinde devam ettiğine şahit oluyoruz” diye konuştu.
“Kendi ideolojilerini paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğmeyen, sanatçılarımıza yönelik en şiddetli saldırılar bunlardan geliyor” diyen Erdoğan, “Gezi olaylarına destek vermeyen sanatçılarımızın bu çevrelerce nasıl hedef gösterildiğini gayet iyi biliyoruz. Çapulcularla kol kola yürümedikleri, vandallığa, sokak terörüne prim vermedikleri için sanatçılarımızın nelerle tehdit edildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Atalar ‘Can çıkar huy çıkmaz’ diyor. Bunlar da bir türlü kötü huylarından vazgeçmiyor. Milletimizden yedikleri onca şamara rağmen bir türlü akıllarını başlarına toplamıyorlar. Gezi’de yaptıklarını daha yakın zaman ‘Zeytin Dalı Harekatı’na destek için bölgeye giden sanatçılarımıza yaptılar. ‘Sizin orada ne işiniz var?’ dediler. Kendi ‘Mehmet’i ile ‘Mehmetçik’i ile onur duyan sanatçılarımıza bunu yaptılar. O zaman sanatçılarımızı nasıl linç ettilerse bugün de aynı ahlaksızlığı aynı haydutluğu sergilediler” şeklinde konuştu.
*”BUNLARIN LÜMPEN MAHALLE KABADAYILARINDAN İNANIN HİÇ BİR FARKI YOKTUR”*
Erdoğan, “Sanatçılarımızın ülkemizin için canlarını hiçe sayan Mehmetçiklerimize moral vermesine dahi tahammül gösteremediler. Günlerce içlerinde biriktirdikleri kin, nefret ve husumeti gazete köşelerinden, televizyon ekranların sosyal medya hesaplarından ortalığa boca ettiler. Sırf yerli ve milli bir duruş sergilediler diye, askerlerimize moral veriler diye o sanatçılarımıza edilmedik hakaret bırakmadılar. Bunların lümpen mahalle kabadayılarından inanın hiç bir farkı yoktur. Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir. Kendi küçük kabilelerinden olmadığı sürece ne kadar büyük olursa olsun ne bir sanatçının ne de bir sanat eserinin onların gözünde kıymeti vardır. Kabile üyelerine ise hangi suçu işlerse işlerisin yaptığı iş ne kadar değersiz olursa olsun sonuna kadar sahip çıkarlar. Bunların gözünde vatana ihanet etsen bile menfaat grubuna ihanet etmediğin sürece makbulsün. Nitekim bölücü terör örgütüne aleni destek veren Türkiye düşmanı çevrelere taşeronluk yapan, sabah akşam ülkemizi kötüleyen sözde sanatçıları hala baş tacı etmelerinin yegane sebebi de budur” ifadelerini kullandı.
*”ÇATLAYIN PATLAYIN BAK YIKTIK”*
Kültür ve sanat alanında tabuları yıktıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Paradigmayı değiştirdik. En büyük fiziki mekana sahip çıkma dönemi iktidarımız döneminde olmuştur. Onlar yıktılar biz yaptık. Hala da onlar yıkmanın gayretinde, biz yapmanın derdindeyiz. hiçbir şeyi görmeden yaptıkları gösterileri hatırlayın. İstanbul’da Harbiye Kongre Merkezi gibi bir merkezi yaparken orada bir ‘Muhsin Ertuğrul’u daha büyüğünü daha modernini yapacağız dediğimiz halde üzerimize üzerimize geldiler. Yaptıktan sonra da suspus oldular. Şimdi orada yerin katbekat altında 3 bin kişilik kongre merkezimiz, gösteri merkezimiz var. Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o ‘Geziciler’. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın patlayın bak yıktık. Ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz. Proje zaten çoktan bitti. Daha önceki proje müellifi bunu da yaptı. Bitirdi ve şu anda ihalesi vesaire her şeyi bitmiş vaziyette. İnşallah bunu da bizler süratle halkımıza yetiştireceğiz. Türkiye’nin ve yurtdışında da burası çok önemli kültür sanat ve gösteri merkezi olacak. Gerektiğinde çok amaçlı olarak da kullanabileceğimiz bir merkez olacak. 10 yıllar boyunca kültür ve sanat alanına hakim olan adeta burayı kendi arka bahçeleri gibi gören zümrenin tahakkümüne son verdik. Aynı şeyi Ankara’da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun ya! Bir tane fiziki mekan ortaya koyun be! Bir tane fiziki mekan ortaya koyamadınız. Demek ki bunlar bizi beklerler. Biz geldik bu eserleri biz yapıyoruz. Ve daha da yapacağız. 81 vilayetimizde de yapacağız. İrili-küçüklü yapacağız. Niye sanatı olmayan bir milletin şah damarı kopmuş demektir” dedi.

Erdoğan önerdi, yeni bir ekol doğdu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 6 yıl önceki Mardin ziyaretinde atık çay deminden hazırladığı tabloyu hediye eden Mardinli ressam Mehmet Salih Korhan, Cumhurbaşkanının önerisi ile bu tekniği daha da geliştirip, patent başvurusunda bulundu.

Dünyanın birçok ülkesindeki patent enstitülerine başvurarak tekniğini iki ressam arkadaşı ile birlikte 21 Ağustos 2017 tarihinde tescilleyen Korhan kendi geliştirdiği tekniğe “Maridin” ismini verdi. “Maridin” sanatında çay dokulu resim kâğıdı ve atık çay demi kullanılıyor. Bu yöntemle yapılan eserler yüzyıllarca toprak altında kalmış hissi veriyor.
‘PATENT İÇİN BAŞVUR’ DEDİ
Bundan 6 yıl önce 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü ve toplu açılışlar vesilesiyle Mardin’e gelen Erdoğan’a bir tablo hediye ettiğini hatırlatan Korhan, “O dönem başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Mardin’de bulunan Şeyh Çabuk Camisi minaresinin kendi tekniğimle yaptığım tablosunu hediye ettim. Eseri çok beğendi. Sayın Erdoğan’a kendime has olan bu tekniği anlatarak bilgi vermiştim. Kendisi de bana bunun için patent ve tescil başvurusunu yaparak dünya sanatına yeni bir teknik kazandırmamı önermiş ve “Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu’nda sergilenmek üzere hazır olduğunuz an Cumhurbaşkanlığı ile irtibata geçin” demişti. Türk Patent Enstitüsü, Avusturya ve Rusya Patent ofisi başvuruyu onayladı, dünya genelinde patentimizi aldık. Resim sanatına yeni bir değer kazandırmanın mutluluğu içerisindeyiz. Bize yol gösteren Cumhurbaşkanımıza Mardinli ressamlar olarak ben Mehmet Salih Korhan ve arkadaşlarım Servet Cangir ve Mahm