Troya Müzesi açılıyor

Troya’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne kabulünün 20’nci yıl dönümü ve Avrupa’da Kültür Mirası Yılı ilan edilmesi nedeniyle 2018, Troya Yılı ilan edildi. 2018 Troya Yılı boyunca Çanakkale, uluslararası işbirlikleri ve kültür, sanat, bilim ve spor etkinlikleriyle dünyanın buluştuğu bir merkez oluyor.

Çanakkale Valiliği öncülüğünde talep edilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından resmi olarak ilan edilen 2018 Troya Yılı boyunca, Troya Antik Kenti başta olmak üzere, tüm bölgenin kültürel, doğal, tarihsel değerleri tanıtılmaya devam edecek.

Çanakkale’ye ve Türkiye’ye turizm alanında büyük katkı sunması hedefi ile başlatılan ‘2018 Troya Yılı’ etkinlikleri kapsamında yürütülen çalışmalarda, olumlu dönüşler alınmaya başladı.

Dünyanın dört bir yanında ve Türkiye’deki bütün fuarlarda tüm detaylarıyla tanıtılan Troya Ören Yeri’ni; turnike geçiş istatistiklerine göre 2017 yılının 1 Ocak-30 Nisan tarihlerini kapsayan ilk dört ayında, 76 bin 15 kişi ziyaret ederken, 2018 yılında aynı tarihlerde Troya’yı 142 bin 519 kişi ziyaret etti.

TROYA MÜZESİ AÇILIYOR

2018 Troya Yılı’nın Türkiye turizmine en kalıcı katkısı ise Troya Müzesi olacak. Troya Ören Yeri girişinde 100 dönüm arazi üzerinde yaklaşık 10 bin metrekare kapalı alan üzerinde Troya Müzesi açılacak.

150 PROJE ARASINDAN SEÇİLDİ

Dünyanın en önemli çağdaş arkeoloji müzesi örneklerinden biri olacak Troya Müzesi’nin mimari projesi, uluslararası saygın bir jüri heyeti tarafından 150’den fazla proje arasından seçildi.
Türkiye ve dünya kültür mirası için oldukça önemli bir değere sahip olan Troya’nın, Troya Müzesi ile uluslararası bir farkındalık üretilerek dünya gündeminde yer alması amaçlanıyor.

5 bin yıllık tarihin efsane ve mitlerine ev sahipliği yapacak Troya Müzesi, Doğu ve Batı kültürlerini Çanakkale’de buluşturarak Troya medeniyetini dünyaya tanıtacak.

Uşak’ta ‘Karun’ heyecanı

Uşak’ta dünyaca ünlü Karun Hazinelerinin modern bir ortamda sergilenmesi için başlatılan müze projesinde sona gelindi.
Milattan önce 560-546 yıllarında yaşayan Lidya Kralı Kroisos’a (Karun) ait olan ve aralarında daha önce iki kez çalınarak yurt dışına kaçırılan Kanatlı Denizatı Broşu’nun da yer aldığı 432 parça paha biçilemez eserden oluşan Karun Hazineleri, bu aydan itibaren Uşak’taki modern müzesinde sergilenecek.

Uşak Valisi Salim Demir’in yaptığı açıklamada, yapımı tamamlanan yeni Uşak Arkeoloji Müzesi’nin bu ay içinde ziyarete açılması için son düzenlemelerin yapıldığını söyledi.

İçerisinde değişik dönemlere ait 2 bin 500’e yakın tarihi eserin yer aldığı modern müzenin yaklaşık 16 milyon liraya mal olduğunu ifade eden Demir, iki katlı müzenin 14 bin 500 metrekare kapalı alana sahip olduğunu belirtti.
Demir, müzede birbirinden değerli eser arasında en çok ilgiyi Karun Hazinelerinin çekeceğini düşündüklerini ifade etti.

KANATLI DENİZATI BROŞU ÖZEL ALANDA SERGİLENECEK

Müzede Karun Hazinelerinin en değerli parçası olarak bilinen ve daha önce iki kez çalınarak yurt dışına kaçırılan *”Kanatlı Denizatı Broşu”* için özel bir alanın ayrıldığını kaydeden Vali Demir, *”Karun Hazineleri hak ettiği değere uygun yeni sergi alanında ziyaretçileri ile buluşacak.”* dedi.

Güvenlik tedbirleri anlamında da son teknolojinin kullanıldığı müzenin teşhir salonlarının oldukça ilgi çekici olarak dizayn edildiğini belirten Demir,* “Müzede teşhir salonlarının yanında konferans salonu ve çocuklar için oyun odaları mevcut. Müze envanterimizde yaklaşık 43 bin eser var, hepsini sergilememiz mümkün değil, en özellikli 2 bin 500 eseri sergileyeceğiz. Bu eserler zaman zaman değişecek. Karun Hazinelerini görmek isteyen herkesi ilimize, müzemize bekliyoruz.”* diye konuştu.

KENTİN TURİZMİNE ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYACAK

Uşak Arkeoloji Müzesi Müdürü Şerif Söyler ise modern müzenin çok sayıda ziyaretçi çekeceğini, kentin turizmine önemli katkı sağlayacağını belirtti.
Eski müzenin bahçesiyle birlikte 900 metrekare olduğunu, yeni binada ise kapalı alanların 14 bin 500 metrekare olduğunu kaydeden Söyler, “Müze, modern müzecilik anlayışı ile yapıldı. İlk katta kronolojik sıraya göre Paleolitik çağdan Cumhuriyet dönemi ilk yıllarına kadar eserlerimiz mevcut. Akmonia, Selçikler, Sebastapolis antik kentlerinden çıkarılan eserlerin yanı sıra sikke bölümünde Osmanlı Bankası ve Darphanesi canlandırmamız mevcut. İkinci katta ise Lidya Uygarlığı ile ilgili tümülüs canlandırması ve Karun Hazineleri sergileniyor. Müzemizde ilimizin tarihi anlatan 6 kısa film ekranlarda gösteriliyor.” dedi.

KARUN HAZİNELERİNİN BAŞ DÖNDÜREN SERÜVENİ

Uşak’ın Güre Köyü yakınlarındaki Toptepe, İkiztepe ve Aktepe tümülüslerinden 1965-1966 ve 1968 yıllarında tarihi eser kaçakçıları tarafından çıkarıldıktan sonra yurt dışına kaçırılan, New York’taki Metropolitan Müzesinde 1985 yılında sergilenmeye başlanan 432 parçalık Karun Hazineleri koleksiyonu, hukuk mücadelesinin ardından 1993 yılında Türkiye’ye getirilmişti.
Hazinenin en değerli eserleri arasında yer alan Kanatlı Denizatı Broşu, 2005 yılında Uşak Arkeoloji Müzesinden sahtesi ile değiştirilerek yurt dışına götürülmüş, daha sonra Almanya’dan iadesi sağlanan eser, Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmeye başlanmış, iki ay önce de Uşak’a getirilmişti.

Bodrum ‘da satılık deniz manzaralı antik kent !

Bodrum’a 30 km mesafedeki 2 bin 500 yıllık Bargylia antik kenti 35 milyon lira fiyatla satışa çıkarıldı.

Definecilerin köstebek yuvasına çevirdiği antik kent, özel mülk olduğu için korunamıyor. Arsa sahipleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın devreye girip ya kamulaştırma yapmasını ya da takas yöntemi ile arsayı almasını istiyor.

BARGYLİA antik kenti bilinen 2 bin 500 yıllık geçmişe sahip. Bilinen diyoruz çünkü tarihi şehirde bugüne kadar bilimsel arkeolojik kazı hiç yapılmadı. Sadece antik kaynaklarda ismi geçiyor. Ünlü antikçağ tarihçisi Strabon kentin muhteşem bir Artemis tapınağı olduğundan söz ediyor. Definecilerin köstebek yuvasına çevirdiği antik kentte her adım başı kaçak kazı çukuruna denk geliyoruz. Tarumar edilen antik kentte bir mozaik defineciler tarafından parçalanarak çalınmış. Peki neden bilimsel kazı yok da definecilerin uğrak yeri? Çünkü Bargylia 1927 yılından beri özel mülk. 330 dönümlük arsa birinci derece arkeolojik sit alanı. Arsa sahipleri antik kenti 35 milyon liraya satışa çıkardılar.

BODRUM’A 30 KM
Bodrum Yarımadası’nın kuzeyinde, Güllük Körfezi’nin güneyinde önceleri Iasos Körfezi’ne açılan fakat bugün dolmuş olan dar ve derin bir koyun oluşturduğu küçük bir yarımadadaki tepecik üzerinde Bargylia antik kenti bulunuyor. Prof. Bilge Umar’a göre Bargylia MÖ 2000’de Luwi veya MÖ 1000’de Karia dilinden gelmiş ‘yüksekteki yer’ anlamına geliyor. Mitolojiye göre Bellerophon’un kanatlı atı (Pegasus) attığı bir çifte ile yakın arkadaşı Barglos’u öldürmüş ve çok üzülen Bellarophon da arkadaşının anısına bu kenti kurmuş. Bu nedenle de Bargylia sikkeleri üzerinde Pegasus tasvirleri yer alıyor. Kentin ismine bilinen MÖ 5’inci yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği’ne ödenen vergi listelerinde rastlanıyor. Buradan hareketle kentin 2 bin 500 yıldır varlığı biliniyor. Hıristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi olarak kullanılan şehir daha sonra terk ediliyor. Bodrum’a 30 km, Milas’a 20 km mesafede ve havaalanı yolu üzerinde yer alan antik şehirde bugüne kadar bilimsel arkeolojik kazı çalışması hiç yapılmadı.

35 MİLYON LİRA
Geçtiğimiz günlerde antik kentin satılığa çıktığı duyuldu. 330 dönümlük arazinin hissedarlarından 87 yaşındaki Hüseyin Üçpınar, 35 milyon liraya içinde antik kent olan arsasını satılığa çıkardığını açıkladı. İçinde 500 zeytin ağacı bulunan 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen arsayı yıllardır satmak için uğraştıklarını belirten Üçpınar, diğer hissedarların kendisine kızdığını ve konuşmama kararı aldığını söyledi. Artık kenti koruyamadıklarını, devletin ya takas ya da istimlak ederek burayı koruma altına alması gerektiğini kaydeden Üçpınar, 35 milyon lira verene de araziyi satacaklarını belirtiyor.

BARGLOS’UN ÇİFTLİĞİ
Tiyatro, akropol, odeon, kilise, nekropol, sur duvarları gibi kentin en önemli mimari yapıları duruyor. Pek çoğu harabe ve toprak altında. Kentin Tuzla gölüne baktığı yamaçta oval apsisli mimari yapının manastır ya da kilise olduğunu tahmin ettiğimiz kalıntıları hayvan barınağı olmuş. Yapının kapısı ayakta kalmayı başarmış ama şimdilerde kapı saksı olarak kullanılıyor. Bir çobanın hayvanlarını bağladığı mimari kalıntılar etrafa saçılmış durumda. Çoban, “Definecilerin geceleri seslerini duyuyoruz ama korkudan bir şey yapamıyoruz” diyor.

Fatih’in külhanına ulaşıldı

Topkapı Sarayı Seferli koğuşunda devam eden restorasyon şaşırtmaya devam ediyor. Daha önce Fatih döneminden kalma hamamın tespit edilip açığa çıkarıldığı yerde, bu sefer hem bir tarihi çeşme hem de hamamın külhanı (su ısıtma alanı) tespit edildi.

Topkapı Sarayı sadece boya badana ve sıva ile geçiştirilen onarımların yeterli olmadığı görülünce kapsamlı bir restorasyona alınmıştı. Yaklaşık 300 milyon lira harcanacak olan restorasyon İstanbul Röleve Müdürlüğü’nün kontrolünde, müze yönetiminin denetiminde devam ediyor. Daha önce yayınlanan haberde, Topkapı Sarayı’ndaki Seferli Koğuşu’nun restorasyonu sırasında Fatih Sultan Mehmet’in banyo olarak kullandığı hünkâr hamamının bulunduğunu, 1460’larda sarayın inşası sırasında yapılan hamamın temel kalıntılarının ortaya çıkarıldığını duyurmuştu.

Topkapı Sarayı’nı anlatan yerli ve yabancı kaynaklarda sözü edilen hünkâr hamamının temel kalıntıları restorasyon sırasında tesadüfen bulununca hamamın diğer yapıları da araştırılmaya başlandı.

Seferli Koğuşu’nun statik yapısını sağlamlaştırmak için zeminde yapılan çalışmalar sırasında ön bölümde zeminin altında basamaklı bir bölüm keşfedildi. Üstündeki taş kapaklar kaldırılınca altından yepyeni bir mekân ortaya çıktı. Bu yeni mekânın hamamın külhan yani suyu ısıtma bölümü olduğu anlaşıldı. Fatih döneminde ilk yapıldığı şekliyle duran bölüm temizlenerek ziyaretçilerin gezeceği yeni bir mekân olarak sunulacak.

ÖNCE GİZLİ GEÇİT SANILDI
Diğer yandan Seferli Koğuşu’nun önceki yıllarda hem tavanı hem de duvarları beton sıva ile kapalıydı. Restorasyon sırasında açılan duvarlarda büyük yarıklar fark edildi. Bu yarıkların yıllar içinde oluşan depremler ve binaya ekstra binen betonarme eklentilerin neden olduğu kanaatine varıldı. Ayrıca Sarayburnu kısmında zemini sağlamlaştırmaya ihtiyaç olduğu tespiti yapıldı. Duvarlardaki sıvalar kaldırılınca batı duvarında bir delik olduğu fark edildi. Duvar örülerek kapatılan delik açıldığında ise en başta dehliz, gizli geçit olduğu sanılan bir yapı ortaya çıkarıldı. 10 metre derinliğinde 2.5 metre enindeki yapı, temizlik yapıldıktan sonra çeşmenin su deposu olduğu anlaşıldı.

PADİŞAH KIYAFETLERİ SERGİLENECEK
Topkapı Sarayı Müze Başkanı Prof. Dr. Mustafa Küçükaşçı ile Seferli Koğuşu’nda devam eden restorasyonu gezdik. Küçükaşçı, yeni keşifleri şöyle anlattı:
‘‘Seferli koğuşunun özelliği birkaç farklı dönemi taşıyor olması. 4. Murad sefere çıkarken buradaki görevlileri, ağaları orduya götürdüğü için buranın adı Seferli Koğuşu olarak kalıyor. Daha önce padişahın elbiselerinin temizlendiği, bakımının yapıldığı bir mekândı. Önceki yıllarda bu binaya yapılan müdahalelerde çok fazla beton kullanılmıştı. Duvarları, çatısı betonarmeydi. Restorasyonda özgün halini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Duvarlar betondan arındırılırken çeşme ve arkasındaki su haznesi çıktı. Yapının 18. yüzyılın sonunda yapıldığı tahmin ediliyor. Diğer bulunan külhan ise Fatih Hamamı’nın su ısıtma bölümü. Külhanın üstü kapatılmıştı. Zeminin altında bir geçit tespit ettik. Sonra içine girip baktığımızda buranın hamamın külhanı olduğunu anladık. En erken döneme kadar indik. Seferli koğuşunda padişah kıyafetleri sergilenecek. Yapının gerçek tarihini ve mimari özelliklerini ortaya çıkarmak önceliğimiz. Arşiv belgelerini dikkatlice inceleyip restorasyon ekibine iletiyoruz. Mimarlık ve restorasyon tarihine de katkı yapıyoruz.”

Şerefiye Sarnıcı açıldı

Bizans İmparatoru II. Theodosius döneminde 428-443 yılları arasında inşa edilen Şerefiye Sarnıcı, 8 yıllık restorasyon çalışmasının ardından ziyarete açıldı.
Yapım çalışmaları sona eren Şerefiye Sarnıcı, önemli bir turizm destinasyonu olarak dikkati çekiyor. Yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açılan sarnıç, kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapacak. ASANSÖR YAPILDI
Sarnıcı ziyaret etmek isteyen ancak dik merdivenlerden inmekte zorlanabilecekler, ayrıca yaşlı, engelli ve çocuklu aileler için özel bir asansör yapıldı.

9 bin yıllık çizimler

Özbekistan’ın tarih öncesi devirlere ait sanatının doğal galerileri arasında önemli bir yer tutan ve ülkenin orta kısmında yer alan Nevai şehrinin 50 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Sarmışsay, 1960’lı yıllarda Özbek bilim insanı ve arkeologlar tarafından bulundu.