Suna Selen Maltepe’de

Usta oyuncu Suna Selen, Mavi Kumpanya oyunlarıyla çocuk seyircileriyle buluşmaya devam ediyor.

Cumartesi günü saat 12:00’de Maltepe Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde seyirciyle ücretsiz buluşacak olan Suna Selen bu sezon Mavi Kumpanya’yla son oyuna çıkacak. Seyirci tarafından her oyunu ilgiyle karşılanan Selen, son olarak Torium Sahne’de Volkan Taha Şeker’in yazdığı, Ece Şeker’in yönettiği Ali Veli Maria adlı oyunda rol alarak sevenleriyle buluşmuştu.

Usta sanatçının aynı kadroyla 2018-2019 sezonunda da sahnede olacağı öğrenildi.

SUNA SELEN KİMDİR?

Suna Selen, 1 Temmuz 1939 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. İstanbul Atatürk Kız Lisesi’ni bitirdikten sonra Beşiktaş Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünden mezun olmuştur. Devlet Tiyatrosu oyuncusu olan Suna Selen, aynı zamanda sanat yönetmenliği yapmakta olup, üniversitede 1 yıl Akademik Resim, 1 yıl Hukuk, 1 yıl Felsefe-Sosyoloji eğitimi almıştır. Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusudur. Bir dönem de modellik yapmıştır. Yeni 50 Türk lirasının arka yüzündeki Fatma Aliye Topuz Hanım, Suna Selen’in anneannesidir.

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filminde canlandırdığı kötü kraliçe rolü ile izleyicilerin hafızasına kazınan, büyük karakter oyuncusu Suna Selen, güzelliği, keskin mimikleri ve oyunculuk gücü ile sinemamızın en önemli karakter oyuncularından biridir.

Zincirbozan filminde Rahşan Ecevit’i canlandıran Suna Selen, birçok sinema filmi ve dizide rol almıştır.

2010 yılında New York’da Beş Minare, Kara Murat Mora’nın Ateşi ve Devrimden Sonra adlı sinema filminde oynamıştır. Oyunculuk kariyerine Hayat Devam Ediyor adlı dizi film ile devam etmiştir.

Ödülleri

1971 – 8. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü, Pamuk Prenses ve 7 Cüceler 1983 – 5. Ankara Film Festivali, Yardımcı kadın oyuncu, Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri 2003 – 22. İstanbul Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu, Gönderilmemiş Mektuplar
Rol Aldığı Tiyatro Oyunları : 2010 – King Kong’un Kızları : Theresia Walser – İstanbul Devlet Tiyatrosu 2006 – Arıza : Emre Koyuncuoğlu – İKSV 2004 – Yaban (oyun) : Yakup Kadri Karaosmanoğlu – İstanbul Devlet Tiyatrosu 2003 – Kırmızı Yorgunları : Özen Yula – İzmit Şehir Tiyatrosu 2000 – Kanlı Düğün : Federico Garcia Lorca – İstanbul Devlet Tiyatrosu 1999 – Gel Evlenelim Yürü Boşanalım – Necati Cumalı – İstanbul Devlet Tiyatrosu 1998 – Akçalı Kel Memet : Orhan Asena – İstanbul Devlet Tiyatrosu

Filmleri

2015 – Uzaklarda Arama (sinema) 2015 – Somuncu Baba Aşkın Sırrı (sinema) 2014 – Yunus Emre: Aşkın Sesi (Yaşlı Ana)(sinema) 2014 – Kadim Dostum (TV Dizisi ) 2013 – Şipşak Anadolu (Sinema Filmi) 2013 – Mc Dandik (Karadul) (Sinema Filmi) 2013 – Kusursuzlar (Selma Teyze) (Sinema Filmi) 2011 – Hayat Devam Ediyor 2011 – Devrimden Sonra 2011 – Kara Murat Mora’nın Ateşi 2010 – New York’ta Beş Minare 2010 – Doktorlar 2008 – Kayıp Prenses 2007 – Beyaz Melek 2007 – Zincirbozan 2006 – Tutkunum Sana 2006 – Kızlar Yurdu 2006 – Doktorlar 2005 – Yeniden Çalıkuşu 2005 – Nehir 2005 – Cemalim 2004 – Büyü 2004 – Yadigar 2004 – Kısmet 2004 – Beş Kollu Avize 2004 – Yağmur Zamanı 2003 – Bulutları Beklerken 2003 – Sihirli Annem 2002 – Hızma 2002 – Gönderilmemiş Mektuplar 2001 – Benimle Evlenir misin 2001 – Fidan Hanım’a Ne Oldu 2000 – Samyeli 2000 – Halk Çocuğu 2000 – Zümrüt / Gözlerim Aklına Gelirse 1999 – Doğum Yeri Absürdistan 1997 – Mektup 1997 – Babaanne 1997 – Sırtımdan Vuruldum 1997 – Devridaim 1993 – Şahmaran 1993 – Yaz Yağmuru 1993 – Yaz Evi 1992 – Piano Piano Bacaksız 1992 – Sarı Tebessüm 1992 – Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri 1991 – Kurt Kanunu 1991 – Ölür Ayak 1991 – Issızlığın Ortası 1989 – Lüküs Hayat 1988 – 077 Hızır Acil Servis 1988 – Bir Tren Yolculuğu 1988 – Keşanlı Ali Destanı 1987 – Su da Yanar 1987 – Unutamadığım 1987 – Ateşten Günler 1986 – Oteldeki Cinayet 1986 – Çalıkuşu 1985 – Bugünün Saraylısı 1984 – Fırtına Gönüller 1983 – Çocuklar Çiçektir 1983 – Can Kurban 1983 – Gecelerin Kadını 1982 – İffet 1982 – Faize Hücum 1981 – At 1981 – Aşka Dönüş 1981 – Kürtaj 1981 – Kan Bağı 1976 – Hınç 1976 – Sahte Kabadayı 1975 – Oy Emine 1974 – Esir Hayat 1974 – Yüreğimde Yare Var 1974 – İstek 1973 – Dertli 1973 – Evlat Acısı 1973 – Kaderim 1973 – Hudutların Kartalı 1972 – Bir Pınar ki 1972 – Paprika Gaddarın Aşkı 1972 – Ölüm Korkusu 1972 – Yetimler Ahı 1972 – Para 1971 – İki Ruhlu Kadın 1971 – Binbir Gece Masalları 1971 – Sinderella Kül Kedisi 1971 – Yedi Kocalı Hürmüz 1971 – Kerem İle Aslı 1971 – Fatoş Sokakların Meleği 1971 – Ayşecik Ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde 1971 – Bir Genç Kızın Romanı 1971 – Senede Bir Gün 1970 – Pamuk Prenses Ve 7 Cüceler 1970 – Küçük Hanımın Şoförü 1967 – Sürtüğün Kızı 1967 – Silahları Ellerinde Öldüler 1965 – Suçlu Çocuklar 1963 – Kezban 1963 – Üç Çapkın Gelin 1961 – Sevimli Haydut 1961 – Kalp Yarası 1961 – Dikenli Gül 1961 – Kolsuz Bebek (Üç Öykülü Film) 1961 – Mahalle Arkadaşları 1960 – Izdırap Çocuğu 1960 – Gecelerin Ötesi

“Sinema konservedir, tiyatro taze yemek”

5. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali kapsamında, Frankfurt Rüsselsheim Tiyatro’da bir söyleşi gerçekleştirildi. Oyuncu Zafer Algöz, Zerrin Tekindor ve yönetmen Hilal Saral’ın katıldığı söyleşide tiyatro ile sinema arasındaki farkı anlatan Algöz “İstediğiniz kadar bir ülkenin başka bir ülkeyle kaynaşmasını gerçekleştirebilmek için dünyanın parasını akıtın, kültür sanatla yapacağınız tanıtımın önüne hiç bir şey geçemez” dedi.

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Tiyatroları (DT) iş birliğiyle, Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosluğu’nun himayelerinde Tiyatro Frankfurt tarafından düzenlenen “5. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali” kapsamında, Frankfurt Rüsselsheim Tiyatro’da bir söyleşi gerçekleştirildi. Nur Onur’un moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide konuşan Zafer Algöz, festivale geçen sene de geldiğini hatırlatarak, çok kıymetli sanatçıların festival kapsamında tiyatroseverlerle buluştuğunu söyledi.

DAHA ÖNEMLİ NOKTAYA GELMELİYİZ

Algöz, herkesin bu tip etkinliklere destek olmasının önemine değinerek, “Bir ülkenin başka ülkeyle dostluk ilişkilerini geliştirebilmesi, kültürel bağlarını kurabilmesi sanat yoluyla oluyor. Çünkü istediğiniz kadar tanıtım yapın, istediğiniz kadar bir ülkenin başka bir ülkeyle kaynaşmasını gerçekleştirebilmek için dünyanın parasını akıtın, kültür sanatla yapacağınız tanıtımın önüne hiçbir şey geçemez” diye konuştu. Festivalin daha önemli bir noktaya getirilmesi gerektiğini vurgulayan Algöz, şöyle devam etti: “Batı ülkelerinde oynanan dünyanın bildiği klasik ya da modern oyunları kalkıp burada oynayarak, bizim de onları yapabileceğimizi göstermemiz gerek. Bunların bazı örneklerini biliyorum. Sumru Yavrucuk’un oynadığı ‘Shirley’ çok zor bir oyun mesela. Bu tip oyunlarla bizim kendi tanıtımımızı yaparak, bu insanlarla kültürel bir bağ kurmamız gerekiyor. Gönül bağımız zaten var. Almanya’da milyonlarca yurttaşımız var. Üstelik de en çok sevindiğim nokta, Almanya’ya ilk gelen kuşakla şu anki kuşak arasında çok büyük fark var. Çocuklar çok erken yaşta dil sorununu çözüyor. Böylece bulundukları ülkeye entegre olmaları çok daha kolay oluyor.”

MAHİR CANOVA’NIN TANIMI

Bugüne kadar çok sayıda tiyatro oyunu, dizi ve sinemada rol alan tecrübeli oyuncu, şunları kaydetti: “Yıllar önce hocalarımızın da hocası Mahir Canova bir oyunumuzu yönetmiş ve bir gün bize tiyatroyla sinema arasındaki farkı sormuştu. Rahmetli, hep ‘amcamın oğlu’ derdi bize. ‘Amcamın oğlu, sinema konservedir ama tiyatro taze yemektir’ dedi. Sinemada bir tane konserve yaparsın sonra aynı standartta binlerce konserve yapıp dünyanın her yerine gönderebilirsin ama tiyatro taze yemektir. O akşam pişer, o akşam gelen insanlara bir yemek gibi onu sunarsınız ve o akşam yaşanmış olan o akşamki insanlarla oynayanlar arasında cereyan eder. Dışarıdaki insanlar bilmezler bunu.”

TEKNİKTEN ZİYADE KALBE İNANIRIM

Oyuncu Zerrin Tekindor da tiyatro, dizi ya da sinemada oyunculuk farklarına değinerek, “Karakterinize girerken nasıl biriyseniz osunuz, bu değişmez. Roller çeşitlidir, karakterler çok farklıdır. İyi yazarlar tarafından yazılan inanılmaz karakterler var. Onları oynayabilmek çok büyük bir şans ama ‘Hiçbir zaman oynadığınız rolden etkilenmezsiniz’ diyen bence yalan söylüyor. O rolü çıkartabilmek için evet, yaşanmışlıklarınız vardır, fakat sahne üstünde bütün arkada biriktirdiğiniz her şeyi kanınızın son damlasına kadar sahnede yaparsınız. Fakat elinizden ne geliyorsa her duygunuzu seferber ederek yaparsınız. Ondan sonra da oyunun sonunda selam verdiğiniz anda da bütün bunlar biter. Ben teknikten ziyade buraya, kalbimize inanırım” ifadelerini kullandı.

TİYATROCULARDAN ÖĞRENİYORUM

“Kuzey Güney”, “Kara Sevda” ve “Aşk-ı Memnu”nun da aralarında olduğu çok sayıda diziyi yöneten Hilal Saral ise tiyatro kökenli oyuncularla çalışmaktan çok mutlu olduğunu dile getirdi. Saral, tiyatrocuların dramaturji bilgisine sahip olduğunu vurgulayarak, “Her söylediğinden bir şey algılıyor ve öğreniyorsunuz. Kendi adıma da öğreniyorum ve ciddi bir alışveriş oluyor aramızda. Öbür türlü daha tek taraflı bir şey oluyor” dedi.

SİZLERLE BİRLİKTE DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ

İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Giydirici” adlı oyun, Frankfurt Rüsselsheim Tiyatro’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu Burak Karartı, ekip adına “Giydirici” oyununda “Sir” rolünü oynayan Hakan Çimenser’e plaket, “Lady” rolünü oynayan Hülya Gülşen’e ise çiçek takdim etti. Karartı “Burada kültürümüzü, sanatımızı, tiyatromuzu kendi toplumumuz içinde yaşatmak kadar bunu buradaki Alman dostlarımıza tanıtmak da bu festivalin misyonu, hedefi. İnşallah gelecek yıllarda bu festivali daha da güçlendirerek, içeriğini zenginleştirerek sizlerle birlikte daha da ileriye taşımayı arzu ediyoruz” dedi.

Keloglan geri dönüyor

Türk masallarının ünlü kahramanlarından Keloğlan, yıllar sonra beyazperdede izleyiciyle buluşacak. 1970’lerde Rüştü Asyalı’nın canlandırdığı Keloğlan karakterine bu defa Atilla Doğukan Türkyılmaz hayat verecek.

1970’lerde Rüştü Asyalı’nın canlandırdığı Keloğlan, yeniden beyazperdede. Masal kahramanını bu kez genç oyuncu Atilla Doğukan Türkyılmaz canlandıracak. Keloğlan’ın âşık olduğu Cankız karakterine de Yağmur Ün hayat verecek. Senaryosunu Ferhat Ergün’ün yazdığı, yönetmenliğini Süleyman Mert Özdemir’in üstlendiği fantastik filmde görsel efekt ve gerçek görüntüler harmanlanarak masalsı bir dünya yaratılacak.

Asuman Dabak, Kaya Akkaya, Yakup Yavru ve Esvet Şahin’in gibi ünlü isimlerin de rol alacağı film, Keloğlan ve arkadaşlarının 40 yıl aradan sonra Cankız’ın yardım çağrısı üzerine harekete geçmesiyle başlayacak. Doğa bilinci ve hayvan sevgisini fantastik bir dilde çocuklara aktarmayı hedefleyen filmde Hayvanları Koruma Derneği Başkanı (HAYKOD) ve Kelebek yazarı Ömür Gedik de konuk oyuncu olarak yer alacak. Yapımcılığını Galip Gültekin, Çağdaş Gültekin ve Sonku Gültekin’in üstlendiği filmin müziklerini Yıldıray Gürgen hazırlayacak.

Sulandırmada üstümüze yok; Çiftlikbank film oluyor.

Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen ve Hollywood filmlerini aratmayacak bir senaryoyla birçok insanın mağdur olmasına sebep olan Çiftlik Bank skandalı filmi oluyor.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini yurt içinde ve yurt dışında birçok önemli projeye imza atan İsmail Hakkı Koç’un üstlendiği filmin adı “Çift’lik Bank” olacak.
Pis Yedili dizisinde canlandırdığı Orço karakteri ile tanınan oyuncu Burak Alkaş <www.hurriyet.com.tr/haberleri/burak-alkas>’ın ve Kardeş Payı, Filinta gibi birçok dizi ve film projesinde yar alan tiyatro sanatçısı Fercan Bay’ın rol alacağı filmde konuk oyuncu olarak birçok sürpriz isim de yer alacak.
Yakın zamanda çekimleri başlayacak olan filmin görüntü yönetmenliğini “Yeni Gelin” dizisinin görüntü yönetmeni Önder Güral ve meslek hayatına Amerika’da devam eden Kaan Pala üstlenecek. Barış Engürlü ve Ramiz Akyol’un müziklerini hazırladığı komedi filminin çekimleri Türkiye, Kıbrıs ve Miami’de gerçekleşecek.
Film için yüksek bir bütçe ayırdıklarını söyleyen İsmail Hakkı Koç, filmin senaryosunu hazırlarken mağdur olan insanların yanında olduklarını, onlara filmle de destek vereceklerini ve vatandaşlarımızın bu ve bunun gibi dolandırıcı çetelerin oyunlarına gelmemeleri için perdenin arka kısmında olup bitenleri gözler önüne sereceklerini açıkladı.
Her felaketten sonra filminin çekilmesi, durumdan menfaat çıkarmak olarak yorumlanıyor.

Suudi Amerika Sinemaları Sunar…

ABD Başkanı Trump ve veliaht prens Selman arasındaki görüşmelerin ardından yapılan birçok anlaşmaya bir yenisi daha eklendi. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA, ülkede sinema salonlarını işletmesi için AMC’ye ruhsat verildiğini duyurdu.
İLK SİNEMA SALONU RİYAD’DA OLACAK
Bu doğrultuda ilk sinema salonu 18 Nisan’da başkent Riyad’da hizmete girecek.
Kültür ve Enformasyon Bakanı Avad bin Salih el-Avad, sinema salonlarını işletme ruhsatını vermelerinin bu alanda çalışan yatırımcılar için önemli olduğuna işaret ederek, “Suudi Arabistan büyük bir pazar. Nüfusun çoğu 30 yaş altı ve sevdikleri filmleri ülkelerinde izlemek istiyorlar.” dedi.
Suudi Arabistan 2030 Vizyonu’nun hedeflerinden birinin de ekstra eğlence imkanları oluşturarak hayat kalitesini yükseltmek olduğuna vurgu yapan Avad, sinema sektörünün açılmasıyla yeni iş imkanlarının oluşacağı ve ülke ekonomisine katkı sağlanacağını kaydetti.
5 YILDA 15 KENTTE 30 SALON
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’na bağlı eğlence şirketi de ülkede açacağı sinema salonlarını işletmek için AMC ile anlaşma yaptığını duyurarak, 5 yıl içinde Suudi Arabistan’ın 15 kentinde 30’a yakın sinema salonunu açmayı ve 2030 yılına kadar ise bu ağı ülkedeki 25 kente yaymayı planladıklarını duyurdu.
Enformasyon ve Kültür Bakanlığından Aralık 2017’de yapılan yazılı açıklamada, sinema salonlarının açılmasına olanak tanıyan bir karar yayımlandığı bildirilmiş, 35 yıl aradan sonra ilk sinema salonunun Mart 2018’de açılmasının beklendiği ifade edilmişti

Müjdat Gezen Vasiyetini Açıkladı

Müjdat Gezen Vasiyet Etti
Gezen, geçen yıl hayatını kaybeden Halit Akçatepe’nin mezarını ziyaret etti
Geçen yıl vefat eden usta oyuncu Halit Akçatepe, mezarı başında anıldı. Kızı Ebru Akçatepe tarafından düzenlenen anma törenine Müjdat Gezen başta olmak üzere sanatçının yakınları katıldı. Gezen burada kendi vasiyetini açıklayarak, “Beni okulumun bahçesine gömün” dedi. “Büyük bir anma töreni yapacağız”
Ebru Akçatepe, “Babam vefat edeli kısa bir süre oldu, 5 yıl gibi bir süre geçsin o zaman büyük bir anma töreni yapmayı düşünüyoruz” ifadesini kullandı. Vasiyetini açıkladı
Müjdat Gezen, “Hayat bu, herkes ölecek. Benim vasiyetim okulumun bahçesine gömülmek” diye konuştu.

Dursun Ali Sarıoğlu Hayatını Kaybetti

Dursun Ali Sarıoğlu hayatını kaybettiTiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Dursun Ali Sarıoğlu yaşamını yitirdi. 81 yaşındaki usta oyuncunun kalp krizi nedeniyle hayatını kaybettiği öğrenildi.
Ünlü sanatçının eşi Elif Sarıoğlu şunları söyledi: Eşim yıllar önce baypass ameliyatı geçirmişti. Düne kadar ciddi bir sağlık sorunu yoktu. Ama dün bazı sıkıntıları ortaya çıktı. Hastaneye kaldırdık ama bu sabah kaybettik” dedi.
*Tatlı Kaçıklar dizisinde birlikte rol aldığı Mehmet Ali Erbil: *
Çok özel biriydi. Değerini, yeteneğini tam insanların fark edemediği bir sanatçıydı. Haketmediği bir yerdeydi. İnsan olarak da kişilik olarak da çok farklı biriydi. Düzgün, sağlam karakterli biriydi. En ufak bir ters konuşmasını bile duymadık, yıllarca çalışıp. Nur içinde yatsın. Allah ailesine sabır versin.
*Yıldız Kaplan:* Çok iyi bir insandı. Tam bir baba gibiydi. Telefonlaşırdık ara ara. Evlilik ve çocuktan sonra uzaklaşmıştım ama Dursun abiyle telefonlaşıp konuşmuşuzdur. Setin dışında da görüşürdük. Dursun abi neden televizyonda yok diye üzülüyordum. Çok iyi bir oyuncuydu hakettiği bir yerde değildi. Camia çok nankör. İşine devam etmesine çok isterdim.” Unuttular beni Yıldız” diyordu. En çok buna üzülüyordu.

Haluk Bilginer yine oyuncuları eleştirdi…

Bilginer bombaladı…
Puhutv’deki ‘Şahsiyet’ dizisinde sergilediği performansla seyircinin beğenisini kazanan HalukBilginer, ”Mesleksiz ünlülere ‘sanatçı’ diyoruz. Ben sanatçıyım diyene soracaksın mesleğin nedir abla? Biraz daha sanatla ilgilenmelerini tavsiye ederim” dedi..
.
Haluk Bilginer, son olarak başrolde yer aldığı; Hakan Günday’ın yazdığı, Onur Saylak’ın yönettiği Puhutv’nin ses getiren dizisi ‘Şahsiyet’le seyirci karşısında.
Dizi için, ”Beni çok heyecanlandıran ve benzerleriyle karşılaşmadığımız bir senaryo” diyen Haluk Bilginer, ”Bildiğimiz seri katil hikâyesi değil. Adam kahraman da değil, tipik psikopat da. Yok olması gereken insanların listesini yapmış. Alzheimer olunca nasıl olsa unutacağım diye başlıyor sırayla… Şahane bir kara komedi/gerilim. Hakan Günday çok iyi yazmış, Onur Saylak da çok
Haluk Bilginer, oyunculukta olgunluk döneminde olduğunu söyleyerek, ”Tiyatro hayat, sinema sanat, televizyonsa bir mobilya. Televizyon sanatı diye bir şey olmaz. Sinema yönetmenin, tiyatro oyuncunun sanatı” şeklinde konuştu.
”Mesleksiz ünlülere ‘sanatçı’ diyoruz. Ben oyuncuyum mesela, öbürü heykeltıraştır, diğeri dansçıdır” diyen Haluk Bilginer, ”Ben sanatçıyım diyene soracaksın mesleğin nedir abla? Biraz daha sanatla ilgilenmelerini tavsiye ederim” ifadesini kullandı.
Sokakta rahat yürüyemediğini söyleyen Haluk Bilginer, ”Gözlük, şapka, kadın kıyafetine bile girsen tanırlar! Şöhret vesaire hep yolculukta başınıza gelen şeyler, hedeflenecek şeyler değil. Mesleğin yan etkileri” dedi.
Haluk Bilginer, evlilik hakkındaki düşüncelerini de şöyle açıkladı:
”Toplu yaşama geçişte uydurduğumuz bir şey. Bu odadaki herkesi yönetiyor olsam derim ki: ‘Sen bununla evlen, borca gir, çocuk yap, işime de karışma.’ İnsanları kontrol etmek için… Doğada böyle bir şey yok. Kendi uydurduğu değerlerle çok vakit kaybediyor insan. Yazık oluyor güzelim zamana”

Erdoğan’dan AKM’li gönderme

*CUMHURBAŞKANI* Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o ‘Geziciler’. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın patlayın bak yıktık. Ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz” dedi.

*”BİRÇOK DUYGUSALLIĞI DA BERABERİNDE GETİRİYOR”*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle Ayasofya Müzesi’nde düzenlenen “Yeditepe Bienali”nin açılışında konuştu.
Etkinliğin gerçekleştirildiği mekandan dolayı heyecanlı ve duygusal olduğunu dile getiren Erdoğan, “Öyle zannediyorum ki bu muhteşem, muhteşem olduğu kadar mübarek çatının, kubbenin altında konuşmak, hele hele garip asırlardan sonra konuşmak bayağı zor. Birçok duygusallığı da beraberinde getiriyor. Bugün burada böyle bir Yeditepe Bienali’nin yapılmasını gerçekten çok anlamlı buluyorum” diye konuştu. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği, katkısı ve desteği olan tüm kurumlara, sponsorlara ve sanatçılara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi alanında dünyada bir ilk olan, 600 sanatçının 3 bine yakın eserini bünyesinde barındıran Yeditepe Bineali’nin gelenekli sanatlarımızın tanıtımı noktasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Yeditepe Bienali’nin, bu tür organizasyonlarda sıkça tekrarlanan bir yanlışı düzelttiğini görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum. Genelde sergiler ve bienaller kapalı mekanlarda icra ediliyordu. Sanat eserlerini dört duvarın boğuculuğuna hapseden bu anlayış, estetiği öldürmenin yanında, çoğu zaman eserlerin geniş kitlelere ulaşmasına da mani oluyordu. Oysa İstanbul gibi, her köşesi ayrı bir medeniyetin, farklı bir kültürün eserleriyle dokunmuş kadim bir şehrin, bizatihi kendisi sanat galerisidir. Hayatın dadası içinde sakinleri tarafından fark edilmese de bu şehrin, özellikle tarihi yarım adanın tamamı devasa bir açık hava müzesidir” dedi.
*BUNLAR DA BİR TÜRLÜ KÖTÜ HUYLARINDAN VAZGEÇMİYOR”*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi mecrasında bir şeyler yapmaya çalışan ürün veren, topluma yeni eserler kazandıran sanatçılarımız da ötelenmiş dışlanmış adeta ademe mahkum edilmiştir. Bu tepeden inmeci, baskıcı, jakoben anlayışın bugün de bazı sözüm ona sanat çevrelerinde devam ettiğine şahit oluyoruz” diye konuştu.
“Kendi ideolojilerini paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğmeyen, sanatçılarımıza yönelik en şiddetli saldırılar bunlardan geliyor” diyen Erdoğan, “Gezi olaylarına destek vermeyen sanatçılarımızın bu çevrelerce nasıl hedef gösterildiğini gayet iyi biliyoruz. Çapulcularla kol kola yürümedikleri, vandallığa, sokak terörüne prim vermedikleri için sanatçılarımızın nelerle tehdit edildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Atalar ‘Can çıkar huy çıkmaz’ diyor. Bunlar da bir türlü kötü huylarından vazgeçmiyor. Milletimizden yedikleri onca şamara rağmen bir türlü akıllarını başlarına toplamıyorlar. Gezi’de yaptıklarını daha yakın zaman ‘Zeytin Dalı Harekatı’na destek için bölgeye giden sanatçılarımıza yaptılar. ‘Sizin orada ne işiniz var?’ dediler. Kendi ‘Mehmet’i ile ‘Mehmetçik’i ile onur duyan sanatçılarımıza bunu yaptılar. O zaman sanatçılarımızı nasıl linç ettilerse bugün de aynı ahlaksızlığı aynı haydutluğu sergilediler” şeklinde konuştu.
*”BUNLARIN LÜMPEN MAHALLE KABADAYILARINDAN İNANIN HİÇ BİR FARKI YOKTUR”*
Erdoğan, “Sanatçılarımızın ülkemizin için canlarını hiçe sayan Mehmetçiklerimize moral vermesine dahi tahammül gösteremediler. Günlerce içlerinde biriktirdikleri kin, nefret ve husumeti gazete köşelerinden, televizyon ekranların sosyal medya hesaplarından ortalığa boca ettiler. Sırf yerli ve milli bir duruş sergilediler diye, askerlerimize moral veriler diye o sanatçılarımıza edilmedik hakaret bırakmadılar. Bunların lümpen mahalle kabadayılarından inanın hiç bir farkı yoktur. Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir. Kendi küçük kabilelerinden olmadığı sürece ne kadar büyük olursa olsun ne bir sanatçının ne de bir sanat eserinin onların gözünde kıymeti vardır. Kabile üyelerine ise hangi suçu işlerse işlerisin yaptığı iş ne kadar değersiz olursa olsun sonuna kadar sahip çıkarlar. Bunların gözünde vatana ihanet etsen bile menfaat grubuna ihanet etmediğin sürece makbulsün. Nitekim bölücü terör örgütüne aleni destek veren Türkiye düşmanı çevrelere taşeronluk yapan, sabah akşam ülkemizi kötüleyen sözde sanatçıları hala baş tacı etmelerinin yegane sebebi de budur” ifadelerini kullandı.
*”ÇATLAYIN PATLAYIN BAK YIKTIK”*
Kültür ve sanat alanında tabuları yıktıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Paradigmayı değiştirdik. En büyük fiziki mekana sahip çıkma dönemi iktidarımız döneminde olmuştur. Onlar yıktılar biz yaptık. Hala da onlar yıkmanın gayretinde, biz yapmanın derdindeyiz. hiçbir şeyi görmeden yaptıkları gösterileri hatırlayın. İstanbul’da Harbiye Kongre Merkezi gibi bir merkezi yaparken orada bir ‘Muhsin Ertuğrul’u daha büyüğünü daha modernini yapacağız dediğimiz halde üzerimize üzerimize geldiler. Yaptıktan sonra da suspus oldular. Şimdi orada yerin katbekat altında 3 bin kişilik kongre merkezimiz, gösteri merkezimiz var. Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o ‘Geziciler’. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın patlayın bak yıktık. Ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz. Proje zaten çoktan bitti. Daha önceki proje müellifi bunu da yaptı. Bitirdi ve şu anda ihalesi vesaire her şeyi bitmiş vaziyette. İnşallah bunu da bizler süratle halkımıza yetiştireceğiz. Türkiye’nin ve yurtdışında da burası çok önemli kültür sanat ve gösteri merkezi olacak. Gerektiğinde çok amaçlı olarak da kullanabileceğimiz bir merkez olacak. 10 yıllar boyunca kültür ve sanat alanına hakim olan adeta burayı kendi arka bahçeleri gibi gören zümrenin tahakkümüne son verdik. Aynı şeyi Ankara’da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun ya! Bir tane fiziki mekan ortaya koyun be! Bir tane fiziki mekan ortaya koyamadınız. Demek ki bunlar bizi beklerler. Biz geldik bu eserleri biz yapıyoruz. Ve daha da yapacağız. 81 vilayetimizde de yapacağız. İrili-küçüklü yapacağız. Niye sanatı olmayan bir milletin şah damarı kopmuş demektir” dedi.

Süreyya Küçük hayatını kaybetti…

Sinema ve dizi oyuncusu Süreyya Küçük yaşamını yitirdi. Sanatçı Onur Akay, geçtiğimiz sene Ağustos ayında 3 ayrı kanserle savaştığını duyurduğu Küçük’ün vefat ettiğini duyurdu.
Hastalıkla savaşırken usta oyuncunun 32 kilo verdiğini belirten Akay şu açıklamayı yaptı: “Geçtiğimiz sene Ağustos ayında kemik, beyin ve göğüs kanseri ile savaştığını duyurduğum sinema ve dizi oyuncusu usta tiyatrocu Süreyya Küçük’ü maalesef bugün saat 14.00’de kaybettik. 4 gündür yoğun bakımda olan 57 yaşındaki oyuncumuz, yaklaşık 1 ay önce beni aramıştı ve tedavisiyle ilgili maddi sıkıntılar yaşadığını söylemiş, ‘Tiyatro salonlarını ücretsiz verirlerse ben de oyunumu oynar ve tedavim için gerekli parayı kazanırım’ demişti…

Yılmaz Erdoğan sanat köyü kurdu

Yılmaz Erdoğan 12 yıl önce bir sabah kalkıp “Artık eski kafayı değiştirip organik beslenmeye yönelmem gerek” dedi. Bunun için, İstanbul’daki ofisinin 20 metrekarelik bahçesindeki tahtaları söktü. 44 çeşit bitki ekti. Derken küçük bahçesi yetmez oldu. 2014’te Hollywood yıldızı Russell Crowe ile Fethiye’de ‘Son Umut’u çekerken bir köylü yaklaşıp şöyle dedi: “Köyceğiz’de bir at çiftliği var, bir bakın” Yılmaz Erdoğan, Döğüşbelen Köyü’ndeki 120 dönümlük araziyi görünce pazarlık yapmadan aldı.
*Sanat Köyü Kurdu*
Yılmaz Erdoğan ağaçlarla dolu arazide kendisine önce bir ev yaptırdı. Çiftliğe şifalı bitkiler, zeytin ağaçları, meyve-sebze ekti. Bu sayede market alışverişini bile kesti. Derken 2016’da işleri büyüttü. Arazinin bir bölümünü ‘sanat köyü’ haline getirdi. Film stüdyosu, ekibinin kalacağı pansiyon, senaryolarını yazdığı iki katlı çardak, futbol sahası yaptı. Yılmaz Erdoğan’ın 2,5 yıldır yaşadığı köyde bugüne kadar ‘Ekşi Elmalar, ‘Tatlım Tatlım’, ‘Kolonya Cumhuriyeti’ ve ‘Deliha 2’ çekildi.

Balakoğlu toprağa verildi

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercüment Balakoğlu, Eyüp Sultan Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.
Bir yıldır dil kanseri ile mücadele eden oyuncu Ercüment Balakoğlu, geçtiğimiz gün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Balakoğlu için bugün ikindi vakti Eyüp Sultan Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene Balakoğlu’nun yakınları, arkadaşları, sevenleri ve en son çalıştığı Temaşa Tiyatrosu’nda oyunculuk yapan öğrencileri katıldı. Törende eşi Mukadder Özdemir, oğlu Barış ve kızı Özgür taziyeleri kabul etti.
*”En çok turne yapan oyunculardan biriydi’*
Balakoğlu’nun yıllarca beraber sahne aldığı tiyatrocu arkadaşlarından Sabahat Adalar, “Tiyatroda onun eşini oynadım. Onunla aynı sahneyi paylaşmaktan çok mutluyum. Tiyatro büyük bir ustasını kaybetti. Nur içinde yatsın” derken bir diğer oyuncu arkadaşı Esma Gül Meliktan ise,” Ercüment çok güzel bir insandı. Hayatı çok seven bir insandı.Herkesi çok severdi. Bir arkadaşımızı daha kaybettik”dedi.
Uzun yıllar birlikte çalıştığı Yaşar Ayvacı ise, “Ercüment abi Türk tiyatrosunun en önemli oyuncularından bir tanesi. Türk tiyatrosunda en çok turne yapmış, en çok oyun oynamış oyunculardan bir tanesiydi. Ayrıca kendisi şive, ağız üstadıydı” diye konuştu.
Ercüment Balakoğlu, cenaze namazının ardından Yeni Ayazağa Mezarlığı’nda toprağa verildi.