Ermeni Sanatçı cephede öldürüldü

Ermeni asıllı opera sanatçısı Kevork Hadjian, Azerbaycan ordusuna karşı savaşmak için gittiği cephe hattında öldürüldü.

ERMENİ ASILLI SANATÇI ÖLDÜRÜLDÜ
Bölgedeki çatışmalar hız kesmeden devam ederken Azerbaycan ordusuna karşı savaşmak için cephe hattına giden Ermeni asıllı opera sanatçısı Kevork Hadjian’ın 7 Ekim’de çıkan çatışmada öldürüldüğü ortaya çıktı.Öldürülen Ermeni asıllı sanatçının ordu için yazdığı ve faşist söylemlerin olduğu birçok eseri bulunuyor.

KÖŞEYE SIKIŞTILAR
Öte yandan Azerbaycan ordusu işgal altındaki Karabağ’ı geri almak için hızla bölgeye doğru ilerlerken köşeye sıkışan Ermenistan ordusu ise askeri araç ve gereçleri arkalarında bırakarak bölgeden kaçarken, kimi zaman aldığı ağır darbenin acısını sivillerden de çıkarmaktan geri durmuyor.

30 SİVİL HAYATINI KAYBETTİ
Harekatta bir kent, bir kasaba ve 26 yerleşim birimi yeniden Azerbaycan’a kavuşurken, Ermenilerin cephe hattının dışına yönelik gerçekleştirdiği havan, top ve füze saldırılarında 30 sivil Azerbaycan vatandaşı şehit olurken 150’ye yakın yaralı da tedavi altına alındı.

Sevilen müdür Kurt, asaleten atandı…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni atama kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne Mustafa Kurt, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’ne Murat Karahan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür ve Kültür varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne Murat Gürül, Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne Murat Demirören, Telif Hakları Genel Müdürlüğü’ne Dr. Hurşit Ziya Taşkent, Teftiş Kurulu Başkanlığı’na Ekrem Diler getirildi.Tiyatro camiasından, Kurt’un görevine asaleten atanmasıyla ilgili olarak açıklamalar peşpeşe geldi.

İstanbul Tiyatrolar Birliği (İSTİB) Başkanı Volkan Taha Şeker, ilahi adaletin tecelli ettiğini belirterek, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü makamına yapılan atamanın, uzun yıllar beklenen ve özlenen, adil bir atama olduğunu belirtti.

Yapılan açıklamalardan bazıları şu şekilde:
Mustafa Kurt’a muvaffakiyetler diliyorum. / Suna Selen-Sinema ve Tiyatro Sanatçısı

Sanat ve sanatçının her zaman yanında olan Mustafa Kurt’un asaleten atanması haberini büyük bir mutlulukla karşıladım.Kendisine başarılar diliyorum. / Ayşen İnci-Sinema ve Tiyatro Sanatçısı

Mustafa Kurt’un göreve gelmesi, Devlet Tiyatroları’nın, toplumun her kesimine ulaşması adına büyük önem taşımaktadır. Makam, layığına kavuşmuş olup, sanatımız adına mutluluk vermektedir. / Noyan Kırmızıgül-NYN Yapım Yönetim Kurulu Başkanı

Kurum hak ettiği lider-sanatçıya kavuştu. Dilerim görevinde uzun yıllar kalsın hocamız. Bilgi ve deneyimi bizlere yol göstersin. Kendisine hayırlı uğurlu olsun. / İlhami Özdemir – Yönetmen

Göreve gelmesiyle Devlet Tiyatroları özlenen yüzüne tekrar kavuşmuş olup, üstün başarılarıyla hak edilmiş liyakatin tastiği niteliğindedir bu atama… Mustafa Kurt’a verilen asaleti, geç kalınmış bir adalet olarak nitelendirirken, görevinde başarılar diliyorum… / Tolga Güven- Dramaturg

Devlet Tiyatroları’nın millileşmesi ve halka hitap etmesi yolunda mükemmel bir adım, rüştünü ispatlamış bir rejisörün ataması. Destekliyoruz.   / Beşir Ariz – Tiyatro Osmanlı Genel Sanat Yönetmeni

Devlet Tiyatroları ile artık barışmanın vakti geldi. Hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. / Orhan Sanay- Tiyatro Anadolu Genel Sanat Yönetmeni

Kültür’e, 3 Bakan Yardımcısı…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Sağlık, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlıklarına bakan yardımcıları atadı.

Atamalar şu şekilde:

Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcılığına, Cengiz Öner, Hilmi Bilgin, Selahaddin Menteş, Yıldız Seferinoğlu,

Gençlik ve Spor Bakanlığı Bakan Yardımcılığına, Hamza Yerlikaya ve Sinan Aksu,

Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcılığına, Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, Nadir Alparslan, Ömer Arısoy,

Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcılığına, Prof. Dr. Muhammet Güven,

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcılığına, Enver İskurt, Dr. Ömer Fatih Sayan, Selim Dursun atandı.

İstanbul Opera Festivali başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 9. Uluslararası İstanbul Opera Festivali sanatseverlerle buluştu.

Gala konseri öncesinde seyircileri selamlayan İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) Müdürü ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan, sanatların içinde insana en gerekli ve soyut olanının müzik olduğunu söyledi. “Belki de bu yüzden yediden yetmişe, mutlusundan mutsuzuna, zengininden fakirine, her dinden, dilden ve her renkten oluşan dünyada herkesin ilgilendiği, herkesin kendinden bir şeyler bulduğu tür müziktir. Müziğin de varlığını en son icat ettiği inanılmaz form, operadır.” diyen Arıkan, festivalde birbirinden değerli dünya çapında tanınmış sanatçıların yer alacağını söyledi.

7 TEMMUZ’DA SONA ERECEK
Zorlu PSM ve Süreyya Operası gişelerinden biletleri satışa sunulan festival, 7 Temmuz’da sona erecek.

Nomofobik Opera

Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, insanların telefon bağımlılığını ‘Nomofobi 2018’ isimli müzikli anlatıda sunacak.

Ankara Devlet Opera ve Balesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, cep telefonu kullanımının çılgınlık, bağımlılık ve hatta hastalık haline dönüştüğü bugünlerde, toplumsal gerçeklikten yola çıkılarak ‘NOMOFOBİ 2018’ isimli müzikli anlatıda kurgulandı.
TELEFONSUZ KALMA KORKUSU
Sanatçılar, en çok seslendirilen operaların en beğenilen aryaları ile 23 Nisan Pazartesi günü saat 20.00’de Opera Sahnesi’nde seyirci karşısında olacak.
Sahne yönetmenliğini Aydın Buğra Güven’in yaptığı müzikli anlatıda, bu toplumsal gerçeklikten yola çıkılarak seyircilere Sevil Berberi, Figaro’nun Düğünü, Aşk İksiri, La Traviata, Carmen, Il Trovatore, La Boheme ve Tosca gibi eserlerin en beğenilen aryaları ile müzik ziyafeti sunulması amaçlanıyor.
Nomofobi, telefonsuz kalma korkusu ya da cep telefonu yoluyla iletişimden kopmaktan korkma durumu olarak tanımlanıyor.

Erdoğan’dan AKM’li gönderme

*CUMHURBAŞKANI* Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o ‘Geziciler’. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın patlayın bak yıktık. Ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz” dedi.

*”BİRÇOK DUYGUSALLIĞI DA BERABERİNDE GETİRİYOR”*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle Ayasofya Müzesi’nde düzenlenen “Yeditepe Bienali”nin açılışında konuştu.
Etkinliğin gerçekleştirildiği mekandan dolayı heyecanlı ve duygusal olduğunu dile getiren Erdoğan, “Öyle zannediyorum ki bu muhteşem, muhteşem olduğu kadar mübarek çatının, kubbenin altında konuşmak, hele hele garip asırlardan sonra konuşmak bayağı zor. Birçok duygusallığı da beraberinde getiriyor. Bugün burada böyle bir Yeditepe Bienali’nin yapılmasını gerçekten çok anlamlı buluyorum” diye konuştu. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği, katkısı ve desteği olan tüm kurumlara, sponsorlara ve sanatçılara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi alanında dünyada bir ilk olan, 600 sanatçının 3 bine yakın eserini bünyesinde barındıran Yeditepe Bineali’nin gelenekli sanatlarımızın tanıtımı noktasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Yeditepe Bienali’nin, bu tür organizasyonlarda sıkça tekrarlanan bir yanlışı düzelttiğini görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum. Genelde sergiler ve bienaller kapalı mekanlarda icra ediliyordu. Sanat eserlerini dört duvarın boğuculuğuna hapseden bu anlayış, estetiği öldürmenin yanında, çoğu zaman eserlerin geniş kitlelere ulaşmasına da mani oluyordu. Oysa İstanbul gibi, her köşesi ayrı bir medeniyetin, farklı bir kültürün eserleriyle dokunmuş kadim bir şehrin, bizatihi kendisi sanat galerisidir. Hayatın dadası içinde sakinleri tarafından fark edilmese de bu şehrin, özellikle tarihi yarım adanın tamamı devasa bir açık hava müzesidir” dedi.
*BUNLAR DA BİR TÜRLÜ KÖTÜ HUYLARINDAN VAZGEÇMİYOR”*
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi mecrasında bir şeyler yapmaya çalışan ürün veren, topluma yeni eserler kazandıran sanatçılarımız da ötelenmiş dışlanmış adeta ademe mahkum edilmiştir. Bu tepeden inmeci, baskıcı, jakoben anlayışın bugün de bazı sözüm ona sanat çevrelerinde devam ettiğine şahit oluyoruz” diye konuştu.
“Kendi ideolojilerini paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğmeyen, sanatçılarımıza yönelik en şiddetli saldırılar bunlardan geliyor” diyen Erdoğan, “Gezi olaylarına destek vermeyen sanatçılarımızın bu çevrelerce nasıl hedef gösterildiğini gayet iyi biliyoruz. Çapulcularla kol kola yürümedikleri, vandallığa, sokak terörüne prim vermedikleri için sanatçılarımızın nelerle tehdit edildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Atalar ‘Can çıkar huy çıkmaz’ diyor. Bunlar da bir türlü kötü huylarından vazgeçmiyor. Milletimizden yedikleri onca şamara rağmen bir türlü akıllarını başlarına toplamıyorlar. Gezi’de yaptıklarını daha yakın zaman ‘Zeytin Dalı Harekatı’na destek için bölgeye giden sanatçılarımıza yaptılar. ‘Sizin orada ne işiniz var?’ dediler. Kendi ‘Mehmet’i ile ‘Mehmetçik’i ile onur duyan sanatçılarımıza bunu yaptılar. O zaman sanatçılarımızı nasıl linç ettilerse bugün de aynı ahlaksızlığı aynı haydutluğu sergilediler” şeklinde konuştu.
*”BUNLARIN LÜMPEN MAHALLE KABADAYILARINDAN İNANIN HİÇ BİR FARKI YOKTUR”*
Erdoğan, “Sanatçılarımızın ülkemizin için canlarını hiçe sayan Mehmetçiklerimize moral vermesine dahi tahammül gösteremediler. Günlerce içlerinde biriktirdikleri kin, nefret ve husumeti gazete köşelerinden, televizyon ekranların sosyal medya hesaplarından ortalığa boca ettiler. Sırf yerli ve milli bir duruş sergilediler diye, askerlerimize moral veriler diye o sanatçılarımıza edilmedik hakaret bırakmadılar. Bunların lümpen mahalle kabadayılarından inanın hiç bir farkı yoktur. Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir. Kendi küçük kabilelerinden olmadığı sürece ne kadar büyük olursa olsun ne bir sanatçının ne de bir sanat eserinin onların gözünde kıymeti vardır. Kabile üyelerine ise hangi suçu işlerse işlerisin yaptığı iş ne kadar değersiz olursa olsun sonuna kadar sahip çıkarlar. Bunların gözünde vatana ihanet etsen bile menfaat grubuna ihanet etmediğin sürece makbulsün. Nitekim bölücü terör örgütüne aleni destek veren Türkiye düşmanı çevrelere taşeronluk yapan, sabah akşam ülkemizi kötüleyen sözde sanatçıları hala baş tacı etmelerinin yegane sebebi de budur” ifadelerini kullandı.
*”ÇATLAYIN PATLAYIN BAK YIKTIK”*
Kültür ve sanat alanında tabuları yıktıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Paradigmayı değiştirdik. En büyük fiziki mekana sahip çıkma dönemi iktidarımız döneminde olmuştur. Onlar yıktılar biz yaptık. Hala da onlar yıkmanın gayretinde, biz yapmanın derdindeyiz. hiçbir şeyi görmeden yaptıkları gösterileri hatırlayın. İstanbul’da Harbiye Kongre Merkezi gibi bir merkezi yaparken orada bir ‘Muhsin Ertuğrul’u daha büyüğünü daha modernini yapacağız dediğimiz halde üzerimize üzerimize geldiler. Yaptıktan sonra da suspus oldular. Şimdi orada yerin katbekat altında 3 bin kişilik kongre merkezimiz, gösteri merkezimiz var. Şimdi Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yapıyoruz. Buna da çok bağırdı o ‘Geziciler’. İstediğiniz kadar bağırın. Çatlayın patlayın bak yıktık. Ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz. Proje zaten çoktan bitti. Daha önceki proje müellifi bunu da yaptı. Bitirdi ve şu anda ihalesi vesaire her şeyi bitmiş vaziyette. İnşallah bunu da bizler süratle halkımıza yetiştireceğiz. Türkiye’nin ve yurtdışında da burası çok önemli kültür sanat ve gösteri merkezi olacak. Gerektiğinde çok amaçlı olarak da kullanabileceğimiz bir merkez olacak. 10 yıllar boyunca kültür ve sanat alanına hakim olan adeta burayı kendi arka bahçeleri gibi gören zümrenin tahakkümüne son verdik. Aynı şeyi Ankara’da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun ya! Bir tane fiziki mekan ortaya koyun be! Bir tane fiziki mekan ortaya koyamadınız. Demek ki bunlar bizi beklerler. Biz geldik bu eserleri biz yapıyoruz. Ve daha da yapacağız. 81 vilayetimizde de yapacağız. İrili-küçüklü yapacağız. Niye sanatı olmayan bir milletin şah damarı kopmuş demektir” dedi.