Cannes’da Filming in Turkey tanıtılacak

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 salgını nedeniyle bu yıl çevrim içi olarak “Cannes Online” ismiyle düzenlenen Cannes Film Festivali, 53 filmlik özel seçki ve market bölümüyle başladı.
22-26 Haziran’da 60 ülkeden 8 bin 500 sinema profesyoneli ile 250 satış temsilcisini buluşturacak festivalde bu yıl film yarışması yapılmayacak.
Belirlenen 53 filmlik seçki, sonbaharda Venedik ve San Sebastian gibi önemli festivallerde “Cannes 2020” etiketiyle izleyicilerin beğenisine sunulacak. “Filming in Turkey” tanıtılacak

Festivalin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı iş birliğiyle organize edilen Türkiye bölümünde “Filming in Turkey”in tanıtımı yapılacak.
Yeni sinema yasasıyla yürürlüğe giren ve yabancı film yapımcılarına Türkiye’de harcadıkları tutarın yüzde 30’una kadarının iade edilebilmesine imkan sağlayan “Yabancı Film Yapım Desteği”, uluslararası sinema profesyonellerine tanıtılacak.

Destekle baştan başa doğal plato özelliğine sahip Türkiye’nin bu alandaki rekabet gücünün artacağı ve önemli film çekim merkezlerinden birisi olacağı öngörülüyor.

Türkiye bölümünde ayrıca uzun ve kısa metraj ile belgesel türlerinde üretilmiş ya da geliştirme aşamasındaki filmler tanıtılarak Türk sineması yapımları uluslararası alanda görücüye çıkacak. Balkaya “Cinefondation L’Atelier” bölümünde
Türkiye bölümünde yer alan satış ajansları da “7. Koğuştaki Mucize”, “Biz Böyleyiz”, “Ömer ve Biz”, “Deliler” ve “Ailecek Şaşkınız” gibi ilgiyle izlenen, Türk yapımı ödüllü filmleri tüm dünyanın beğenisine sunacak.
Son filmi “Kız Kardeşler” olan, 2019 yılında Berlin Film Festivali’nde büyük ödül için yarışan Emin Alper de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen yeni film projesi “Balkaya” ile Cannes Film Festivali’nin önemli bölümlerinden “Cinefondation L’Atelier” film geliştirme programında yer alacak.

Bu yıl 16’ncısı düzenlenecek “Cinefondation L’Atelier” programına 15 proje seçilme başarısı gösterdi.

Hollywood’dan ödülü kargoyla gönderilecek

Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen Los Angeles Uluslararası Kısa Film Festivali’nde “En İyi Sinematografi” dalında birinci olan Antalyalı yönetmenin ödülü, seyahat giderlerini karşılayamadığı için kargoyla gönderilecek.
Annesinin 12 Eylül 1980 askeri darbesinde yaşadıklarını “Kar Zamanı” filmiyle beyaz perdeye aktaran Cevahir Çokbilir, 5 binden fazla filmin yarıştığı festivalde jüri tarafından “En İyi Sinematografi” ödülüne layık görüldü.
Ancak filmin bütçesinin neredeyse yarısı kadar olan seyahat giderlerini karşılayamayan Çokbilir, 29 Ağustos’ta Hollywood’ta Raleigh Stüdyoları’nda düzenlenen törene katılamamanın üzüntüsünü yaşıyor. Gidip alamadığı ödülü kargoyla bekliyor
Cevahir Çokbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ödülü ABD’deki törene gidip alamaması nedeniyle sevincinin yarım kaldığını söyledi.

Hollywood Raleigh Stüdyoları’nda düzenlenen ödül törenine davet edildiğini ancak seyahat giderlerini karşılayamadığı için katılamadığını aktaran Cevahir, “Uçak bilet fiyatları çok yüksekti. Filmde rol verdiğim annemle benim Amerika’ya gidişimiz, filmin bütçesinin neredeyse yarısı kadar olduğu için ödül törenine katılamadık. Ödül kupamızı artık kargoyla bekliyoruz.” diye konuştu. 12 Eylül’ün sıkıntıları ödül getirdi.

Antalya’da yaşayan 51 yaşındaki annesi Naciye Çokbilir’in, 12 Eylül 1980 darbesinde ailesiyle yaşadığı sıkıntıları ve askeri müdahalenin neden olduğu dramı beyaz perdeye aktardığı anlatan Çokbilir, tarihe not düşecek güzel bir yapıt ortaya koyduklarını dile getirdi.

Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak hazırlanan filmin, darbe zamanlarında yaşanan olumsuzlukların gençlere aktarılması için de önemli olduğuna dikkati çeken Çokbilir, şöyle konuştu:

“Filmimizle, katıldığımız bir çok festivalden sevindirici sonuçlarla ayrıldık. Bu bizim yurt dışından 9. ödülümüz. Los Angeles’te geçen yıl düzenlenen Uluslararası Kısa Film Festivali’nde ‘En İyi Orijinal Hikaye’, ‘En İyi Kısa Film’, ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’, ‘En İyi Kurgu’, ‘En İyi Erkek Yönetmen’, Polonya’da düzenlenen Avrupa Sinematografi Festivali’nde ‘En İyi Avrupa Filmi’, Hindistan’da düzenlenen Uluslararası Bengal’s Kısa Film Festivali’nde ‘En İyi Kurgu’ ve Kanada Kısa Film Festivali’nde ‘Farklılık’ ödüllerinin sahibi olduk. Son olarak dünyada 5 binden fazla filmin katıldığı Los Angeles Uluslararası Kısa Film Festivali’ne başvurduk. Yarışmada, Türkiye’den iki film vardı, ödülü alan biz olduk.”

Çokbilir, Türkiye’den bir yapımın Hollywood’tan ödül almasının önemine değinerek, “Mutluyum ve gururluyum. Filme emek veren herkesle gurur duyuyorum. Hayallerimden biri Hollywood’a giderek ödül almaktı. Ancak hayalimi bu yıl gerçekleştiremedim. Umarım başka filmlerde gerçekleştiririm.” ifadelerini kullandı. “Ödülü hakettik”
Filmde başrolü oynayan anne Naciye Çokbilir de yakaladıkları başarıdan dolayı mutlu olduklarını dile getirdi.

Ödülün tesadüf olmadığına işaret eden Çokbilir, “Bu ödülü bekliyorduk. Filme çok emek verdik. İki kış mevsiminde yoğun şekilde çalıştık. Emeğimizin karşılığını da bu tür ödüllerle alıyoruz. Ancak, Hollywood’a gidemediğimiz için üzgünüz. Oğlumla birlikte hayallerimizi başka bahara erteledik.” şeklinde konuştu.

Eurovision’a katılmama nedenimiz, sakallı etekliler

TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, İbn Haldun Üniversitesi tarafından düzenlenen, öğrencileri, alanında uzman isimler, akademisyenler ve kanaat önderleriyle bir araya getiren “Geleceğim Sosyal Bilimler Zirvesi”nde, öğrenim ve iş hayatındaki tecrübelerini öğrencilerle paylaştı.

Eurovision Şarkı Yarışması’na ilişkin konuşan Eren, “Şu anda katılmayı düşünmüyoruz. Oylama sistemi gibi gerekçelerimiz var. Bir de kamu yayıncısı olarak, Avusturyalı birinci olan sakallı, etekli, cinsiyet kabul etmeyen, herhangi bir cinsiyeti olduğunu söylemeyen, ‘Aynı anda hem erkeğim hem kadınım’ diyen birini saat 21.00’de, çocukların seyrettiği bir zamanda ben canlı yayımlayamam ki.” dedi.

“AYNI ANDA HEM KADIN HEM ERKEK OLAN BİRİNİ YAYIMLAYAMAM”

TRT Genel Müdür İbrahim Eren, Eurovision Şarkı Yarışması için şunları söyledi: “Şu anda katılmayı düşünmüyoruz. Oylama sistemi gibi gerekçelerimiz var. Bir de kamu yayıncısı olarak, Avusturyalı birinci olan sakallı, etekli, cinsiyet kabul etmeyen, herhangi bir cinsiyeti olduğunu söylemeyen, ‘Aynı anda hem erkeğim hem kadınım’ diyen birini saat 21.00’de, çocukların seyrettiği bir zamanda ben canlı yayımlayamam ki. Avrupa Yayıncılar Birliğine, Eurovision’la ilgili olarak ‘Siz saptınız değerlerinizden.’ dedim. Bundan dolayı başka ülkeler de çıktı. Orada bir zihin karmaşası var, yöneticilerinden dolayı. O düzelirse tekrar Eurovision’a gireriz.”

Cannes’da Nuri Bilge’ye ayakta alkış

Bu yıl 71’incisi düzenlenen Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda’nın yönettiği “Manbiki Kazoku” (Bir Aile İşi) adlı film kazandı. Fransa’nın Cannes kentinde 9 Mayıs’ta başlayan festivalin kapanış programı ve ödül töreni Festival Sarayı’nda düzenlendi. En iyi filme verilen “Altın Palmiye” ödülüne Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda’nın yönettiği “Manbiki Kazoku” (Bir Aile İşi) filmi layık görüldü.

EN İYİ KADIN OYUNCU

Festivalde, en iyi kadın oyuncu ödülü, Kazak yönetmen Sergei Dvortsevoy’un yönettiği “Ayka” filmindeki rolüyle Samal Yeslyamova’ya verilirken, en iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi “Dogman” filmindeki rolüyle İtalyan aktör Marcello Fonte oldu.

Ödül töreninde sahneye çıkan İtalyan aktris Asia Argento, 1997 yılında ABD’li yapımcı Harvey Weinstein tarafından festival sırasında tecavüze uğradığını söyleyerek, “Aranızda kadınlara karşı yakışıksız davranışlarda bulunmuş olanlar var ve kimler olduğunu biliyoruz. Bunun cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.

JURİ ÖZEL ÖDÜLÜ LÜBNAN’A

Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki, ödülünü filmin çekimleri sırasında karşılaştığı sokak çocuklarına ve sığınmacılara adadığını söyledi. Labaki, konuşmasında zor şartlarda yaşayan göçmenlere de değindi.
Törenin sonunda jüri üyeleri ve ödüle layık görülenler, sunucu Fransız aktör Edouard Baer tarafından Festival Sarayı’nın girişinde kurulan sahneye davet edildi. Şarkıcılar Sting ve Shaggy burada özel kapanış konseri verdi.

Avusturyalı oyuncu Cate Blanchett’ın başkanlığını üstlendiği festival jürisinde Chang Chen, Ava DuVernay, Robert Guediguian, Khadja Nin, Lea Seydoux, Kristen Stewart, Denis Villeneuve ve Andrey Zvyagintsev yer aldı.

‘AHLAT AĞACI’ BÜYÜK BEĞENİ TOPLADI

Festivalde bu yıl Türkiye’den Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği “Ahlat Ağacı” adlı film de ana bölümde yarıştı. Gösterimi dün yapılan, uzun süre ayakta alkışlanan “Ahlat Ağacı” sinema eleştirmenlerinden övgü aldı.
71. Cannes Film Festivali’nde ödüllerin dağıtımı şöyle oldu:

– Altın Palmiye, Hirokazu Kore-eda, (Manbiki Kazoku)
– Büyük Ödül, Spike Lee, (Blackkklansman)
– Altın Kamera, Lucas Dhont, (Girl)
– En İyi Yönetmen, Pawel Pawlikowski, (Cold War)
– En İyi Erkek Oyuncu, Marcello Fonte, (Dogman)
– En İyi Kadın Oyuncu, Samal Yeslyamova, (Ayka)
– Juri Özel Ödülü, Nadine Labaki, (Capharnaüm)
– En İyi Senaryo, Alice Rohrwacher, (Lazzaro gibi mutlu) ve Nader Saeivar, (Üç yüz)
– Belirli Bakış Ödülü, Ali Abbasi, (Border)
– En İyi Kısa Film, Charles Williams, (All These Creatures).

“Sinema konservedir, tiyatro taze yemek”

5. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali kapsamında, Frankfurt Rüsselsheim Tiyatro’da bir söyleşi gerçekleştirildi. Oyuncu Zafer Algöz, Zerrin Tekindor ve yönetmen Hilal Saral’ın katıldığı söyleşide tiyatro ile sinema arasındaki farkı anlatan Algöz “İstediğiniz kadar bir ülkenin başka bir ülkeyle kaynaşmasını gerçekleştirebilmek için dünyanın parasını akıtın, kültür sanatla yapacağınız tanıtımın önüne hiç bir şey geçemez” dedi.

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Tiyatroları (DT) iş birliğiyle, Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosluğu’nun himayelerinde Tiyatro Frankfurt tarafından düzenlenen “5. Frankfurt Türk Tiyatro Festivali” kapsamında, Frankfurt Rüsselsheim Tiyatro’da bir söyleşi gerçekleştirildi. Nur Onur’un moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide konuşan Zafer Algöz, festivale geçen sene de geldiğini hatırlatarak, çok kıymetli sanatçıların festival kapsamında tiyatroseverlerle buluştuğunu söyledi.

DAHA ÖNEMLİ NOKTAYA GELMELİYİZ

Algöz, herkesin bu tip etkinliklere destek olmasının önemine değinerek, “Bir ülkenin başka ülkeyle dostluk ilişkilerini geliştirebilmesi, kültürel bağlarını kurabilmesi sanat yoluyla oluyor. Çünkü istediğiniz kadar tanıtım yapın, istediğiniz kadar bir ülkenin başka bir ülkeyle kaynaşmasını gerçekleştirebilmek için dünyanın parasını akıtın, kültür sanatla yapacağınız tanıtımın önüne hiçbir şey geçemez” diye konuştu. Festivalin daha önemli bir noktaya getirilmesi gerektiğini vurgulayan Algöz, şöyle devam etti: “Batı ülkelerinde oynanan dünyanın bildiği klasik ya da modern oyunları kalkıp burada oynayarak, bizim de onları yapabileceğimizi göstermemiz gerek. Bunların bazı örneklerini biliyorum. Sumru Yavrucuk’un oynadığı ‘Shirley’ çok zor bir oyun mesela. Bu tip oyunlarla bizim kendi tanıtımımızı yaparak, bu insanlarla kültürel bir bağ kurmamız gerekiyor. Gönül bağımız zaten var. Almanya’da milyonlarca yurttaşımız var. Üstelik de en çok sevindiğim nokta, Almanya’ya ilk gelen kuşakla şu anki kuşak arasında çok büyük fark var. Çocuklar çok erken yaşta dil sorununu çözüyor. Böylece bulundukları ülkeye entegre olmaları çok daha kolay oluyor.”

MAHİR CANOVA’NIN TANIMI

Bugüne kadar çok sayıda tiyatro oyunu, dizi ve sinemada rol alan tecrübeli oyuncu, şunları kaydetti: “Yıllar önce hocalarımızın da hocası Mahir Canova bir oyunumuzu yönetmiş ve bir gün bize tiyatroyla sinema arasındaki farkı sormuştu. Rahmetli, hep ‘amcamın oğlu’ derdi bize. ‘Amcamın oğlu, sinema konservedir ama tiyatro taze yemektir’ dedi. Sinemada bir tane konserve yaparsın sonra aynı standartta binlerce konserve yapıp dünyanın her yerine gönderebilirsin ama tiyatro taze yemektir. O akşam pişer, o akşam gelen insanlara bir yemek gibi onu sunarsınız ve o akşam yaşanmış olan o akşamki insanlarla oynayanlar arasında cereyan eder. Dışarıdaki insanlar bilmezler bunu.”

TEKNİKTEN ZİYADE KALBE İNANIRIM

Oyuncu Zerrin Tekindor da tiyatro, dizi ya da sinemada oyunculuk farklarına değinerek, “Karakterinize girerken nasıl biriyseniz osunuz, bu değişmez. Roller çeşitlidir, karakterler çok farklıdır. İyi yazarlar tarafından yazılan inanılmaz karakterler var. Onları oynayabilmek çok büyük bir şans ama ‘Hiçbir zaman oynadığınız rolden etkilenmezsiniz’ diyen bence yalan söylüyor. O rolü çıkartabilmek için evet, yaşanmışlıklarınız vardır, fakat sahne üstünde bütün arkada biriktirdiğiniz her şeyi kanınızın son damlasına kadar sahnede yaparsınız. Fakat elinizden ne geliyorsa her duygunuzu seferber ederek yaparsınız. Ondan sonra da oyunun sonunda selam verdiğiniz anda da bütün bunlar biter. Ben teknikten ziyade buraya, kalbimize inanırım” ifadelerini kullandı.

TİYATROCULARDAN ÖĞRENİYORUM

“Kuzey Güney”, “Kara Sevda” ve “Aşk-ı Memnu”nun da aralarında olduğu çok sayıda diziyi yöneten Hilal Saral ise tiyatro kökenli oyuncularla çalışmaktan çok mutlu olduğunu dile getirdi. Saral, tiyatrocuların dramaturji bilgisine sahip olduğunu vurgulayarak, “Her söylediğinden bir şey algılıyor ve öğreniyorsunuz. Kendi adıma da öğreniyorum ve ciddi bir alışveriş oluyor aramızda. Öbür türlü daha tek taraflı bir şey oluyor” dedi.

SİZLERLE BİRLİKTE DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ

İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Giydirici” adlı oyun, Frankfurt Rüsselsheim Tiyatro’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu Burak Karartı, ekip adına “Giydirici” oyununda “Sir” rolünü oynayan Hakan Çimenser’e plaket, “Lady” rolünü oynayan Hülya Gülşen’e ise çiçek takdim etti. Karartı “Burada kültürümüzü, sanatımızı, tiyatromuzu kendi toplumumuz içinde yaşatmak kadar bunu buradaki Alman dostlarımıza tanıtmak da bu festivalin misyonu, hedefi. İnşallah gelecek yıllarda bu festivali daha da güçlendirerek, içeriğini zenginleştirerek sizlerle birlikte daha da ileriye taşımayı arzu ediyoruz” dedi.

PKK gitti, Mardin’e sanat geldi

Mardin Büyükşehir Belediyesi tarafından 2’nci Geleneksel Bahar Şenlikleri düzenlendi.

ETKİNLİKLER MARDİN’E RENK KATTI

Mardin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Turizm ve Sosyal İşler Daire Başkanı Yakup Sarı, yaptığı açıklamada, belediyeye yapılan görevlendirmenin ardından konservatuvarın açıldığını hatırlatarak, binlerce öğrencinin farklı dallarda eğitim görme fırsatı bulduğunu söyledi.

Yakup Sarı, *”Bu etkinlikler Mardin’e güzel renk kattı. Amacımız Mardin’in sosyalleşmesi, kültürel anlamda hak ettiği yeri bulması. Dünyaca ünlü Mardinli ressamımız İsmet Yedikardeş de etkinliğimize resimleriyle katıldı” *dedi.

ÇALIŞMALAR DEVAM EDECEK

Yakup Sarı, yaz tatilinden sonra yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla konservatuvardaki eğitimlere daha güzel şekilde devam edileceğini, kültür vesanatalanındaki kurslarla kente hizmet etmeye devam edeceklerini ifade ederek, Mardin’in tanıtımına katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

Denizde sanat

Sarıyer Belediye’sinin bu yıl 7.sini düzenleyeceği Edebiyat Günleri yarın başlıyor. 13 Mayıs Pazar gününe kadar devam edecek olan etkinlikler, Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda gerçekleşecek. Edebiyatseverler hem boğazın eşsiz güzellği hem de edebiyatın verdiği huzurla üç gün boyunca sanat soluyacak.

Sarıyer Belediyesi 7. Sarıyer Edebiyat Günleri’ne bütün İstanbullular davet ediyor. 11-12-13 Mayıs’ta Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda gerçekleştirilecek etkinlikler, binlerce edebiyatseveri bir araya getirecek. 30 yayınevi ve 180 yazarın katılımıyla gerçekleşecek etkinliklere birçok şair, yazar, gazeteci, akademisyen ve edebiyatçıya ev sahipliği yapacak.

Bu sene düzenlenecek imza günlerinde edebiyatın öne çıkan isimleri; İnci Aral, Oktay Ekşi, Atilla Dorsay, Nebil Özgentürk, Nevşin Mengü, İrfan Değirmenci, Enver Aysever, Türkan Şoray, Kahraman Tazeoğlu, Pelin Batu, Aret Vartanyan, Ahmet Ümit olacak. Ayrıca büyük bir hayran kitlesine sahip “Leyla ile Mecnun” dizisinden tanıdığımız Burak Aksak, aynı isimli kitabını, dizinin fenomen karakterlerinden İsmail Abi’nin denize el salladığı yer olan Kireçburnu’nda sevenleri için imzalayacak. Sarıyer Edebiyat Günleri 13 Mayıs’ta Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü töreninin ardından Cem Adrian konseriyle sona erecek.

Londra Festivali’ni 5 bin kişi takip etti

Londra’da bu yıl Türkiye’den konuk olarak gelen sanatçıların katılımıyla yapılan Türkçe Tiyatro Festivali, perdelerini kapattı. Büyük ilgi gören üç günlük festival, gelecek yıl bir haftaya çıkarılacak.

Tiyatro oyuncusu ve oyun yazarı Saray Karakuş ile film yapımcısı Ümit Baysal’ın girişimleriyle başlatılan ve bu yıl ikincisi düzenlenen festival, önceki yıla göre daha çok ilgi gördü. Türkiye ve Londra’dan 7 oyun, 7 atölye ve bir müzik dinletisinin sahnelendiği festivali 5 bin 500 kişi izledi. Festival yöneticileri, yoğun ilgi gören festivalin gelecek yıl 7 gün olarak 29 Nisan- 6 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirileceğini söyledi.

Festivalde bu yıl Türkiye ve Londra’dan 7 oyun, 7 atölye ve bir müzik dinletisi sahnelendi. Gala gecesinde Tamer Levent, Cezmi Baskın, Meltem Cumbul, Rutkay Aziz, Füsun Demirel, Müfit Can Saçıntı, Yılmaz Öğüt, Kemal Başar, Eda Kandullu, Tuğçe Aydın ve Özgün Uğurlu hazır bulundu. Kuzey Londra’da bulunan Milfield Arts Centre’de gerçekleştirilen gala gecesine Londra’da yaşayan sanatçılardan Seylan Levent, Füsun Demirel, Melisa Kenter, Ahenk Demir, Günyol Bakoğlu ve İnci Türkay da katıldı. Kokteyl sonrasında, tiyatro salonuna davet edilen konuk sanatçılara katılımları nedeniyle alkışlar arasında ödülleri takdim edildi. Festivalin son gününde, ‘Sevimli Çiftlik’, ‘Seviyorum Ulenn!’ ve saat 20.30’da Füsun Demirel’in başrolünü üstlendiği harika bir tiyatro gösterisi olan ‘Aşk Dersleri’ sahne aldı. Füsun Demirel ve ekibi oyun sonunda ayakta alkışlandı. Aynı gün Cezmi Baskın’da söyleşileri ile sanatseverlerle buluştu.